Avrupa Birliği ve İngiltere

Gökhan Arslan (Konuk Yazar)

Gökhan Arslan (Konuk Yazar)

E-Posta : gelibolugaste@hotmail.com

Avrupa Birligi; İkinci Dünya Savaşı ile ülkeler temelinde yaşanan ekonomik  ve insan gücündeki kayıplar sonrası Avrupa’daki siyasi akım 'Birlik ve beraberlik' üzerine inşa edildi ve ilk adımlar Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu ile beraber atılmış oldu. Bu ilk adım ile sanayi devrimi sonrası hammaddelerin işletilmesi ve piyasalandırılması noktasında oluşabilecek anlaşmazlıkların ve çatısmaların önüne geçmekti. Nitekim ilk topluluk ile hedeflenen başarının sağlanması ile 1957 yılında Altı kurucu üye tarafından Avrupa Ekonomik Topluluğu kurulmus, 1992 yılında Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması’nın yürürlüğe girmesi ile yeni bir ülkü ve öngörü kazanmiş, 1973-2013 yılları arasında yedi büyüme yaşamış ve günümüzde yirmi sekiz üye ülke sayısına ulaşmış, toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. 

Birlik: 1. Tek, Bir olma durumu (Örn: Tanrı’nın birliğine inanır), 2. Bir arada olma durumu (Örn: Türk Milleti’nin birligi), 3. Bağlılık, benzerlik, bağlantı (Örn: Dil Birliği, Ülkü birliği), 4. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek (Örn: Mühendisler Birliği, Oğretmenler birliği), 5. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen (Örn: Birlik cezve), 6. Bölük, tabur, alay vb. Bir bütün sayılan topluluk (askeri), 7. Konunun bir ana düşünce çerçevesinde toplanması, 8. Bölünmezliği içeren yalın bütün (felsefe), 9. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük (Kaynak: Türk Dil Kurumu – Güncel Türkçe Sözlük).

Avrupa Birliği bir çok devleti kapsayan ve içinde bir çok milleti barındıran bir oluşumdur. Avrupa Birliği yirmi sekiz bağımsız devletten oluşur. Birlik içinde tarım, balıkçılık vb. bölgesel kalkınma politikalarından oluşan ortak bir bölgesel kalkınma politikası izlenir. Birliğe üye ülkelerin on dokuzu, Avro (Euro) adıyla anılan ortak para birimi kullanmaktadir ki günümüz Dünya ekonomik koşullarında ikincil rezerv para olma özelliği taşımaktadır.

Avrupa Birliği, 28 üyesini Dünya Ticaret Örgütü, G8 zirvelerinde ve Birleşmiş Milletler nezninde de temsil etmekte ve kuvvetler birliği oluşturmaktadır. Bu birliktelik ile kutuplaşan yeni dünya düzeninde birlik ülkelerinin ortak hareket etme ve güç birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır. Ancak belirli durumlarda uluslararası yönetim organları, üyelerin anlaşması olmaksızın da karara varabilmektedir. Avrupa Birliği’nin üye ülkelerin anlaşmazlık hallerinde dahi karar alabilme organları, ülkemizin Avrupa Birliği’ne girme aşamasında da sıkça duyduğumuz Avrupa Komisyonu, Avrupa Parlamentosu, Avrupa Birliği Komisyonu, Liderler Zirvesi, Avrupa Adalet Divanı ve Avrupa Merkez Bankası’dir.  

Avrupa Birliği içinde aidiyat birliğinin sağlanması ve toplumların kendilerini bir topluluk / vatandaşlık ilerleyen aşama da belki ulusçuluk (ulusşuluk kavramı tartışmaya açılabilinir bir öngörü) duygusu nezninde tanımlaması için 14 Haziran 1985 yılında Schengen Antlaşması Fransa, Batı Almanya, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg arasında imzalanmış ve 19 Haziran 1990 yılında Schengen Antlaşmasını Uygulama Konvensiyonu tarafından yürürlüğe sokulmuştur. Bu antlaşma ile üye ve aday ülke vatandaşlarına birlik içinde sınır kapılarını kaldırarak polis ve gümrük kontrolleri yapılmaksızın serbest dolaşım hakkı sağlanmıştır.

Bu nedenle en zayıf noktası olan çok ulusluluk; temel hak ve özgürlükler ve insan haklarının korunması konusunda, oluşumu itibariyle cinsiyet, ırk, din, bedensel engel ve cinsiyet ayrımcılığına karşı Amsterdam Antlasması ile kendini güvence altına alınmıştır. 2 Ekim 1997 yılında üye ülkeler tarafından imzalanan ve 1 Mayıs 1999 tarihinde yürürlüğü giren antlaşma; 1992 yılında imzalanan Maastricht Antlaşması’nda köklü değişiklikler yapılması ile oluşturulmuştur.

Avrupa Birliği’nin adli bölümü Avrupa Adalet Divanı’nın işlerinin yürütülmesi amacıyla kurulan ve eski adi Avrupa Toplulukları İlk Derece Mahkemesi olan Genel Mahkeme tarafından yürütülmektedir. Genel Mahkeme, Avrupa Birliği'nin diğer mahkemelerinden önce genel olarak doğrudan bireyler ya da şirketler tarafından açılan davalara bakar. Avrupa Adalet Divanı ise üye ülkeler ile ya da Avrupa Birliği kurumlarıyla ilgili davalarla ve üye ülke mahkemelerinin bir üst kuruma sevk ettiği uyuşmazlıklarla uğraşır. İlk Derece mahkemelerinde alınan kararlar için bazı yasalar doğrultusunda Adalet Divanı'na başvurulabilir ve temyiz istenilebilir. Ancak üye devletlerin yerel mahkemeleri, ülke içindeki hukuki süreçlerin yönetilmesinde birincil uygulayıcılardır ve süreçlerin işletilmesinde Avrupa Birliği’nin hukukunu uygulayabildikleri gibi uygulama noktasında Adalet Divanı’nından görüşte alabilerler.

Üye devletlerin yerel mahkemeleri, Avrupa Birliği hukukunun birincil uygulayıcıları olarak birlik içinde önemli bir rol oynarlar. Yapılan antlaşmalar ışığında, Avrupa Birliği ve ulusal mahkemeler arasında bir iş birliği ilişkisi yatar. Yerel mahkemeler iç konularda Avrupa Birliği hukukunu uygulayabilirler ve bir yasanın yorumlanması konusunda açıklamaya gereksinim duyarlarsa Adalet Divanı'ndan bir önduruşma tarihi isteyebilirler.

Yazının başında anlatılan ve üye ülkeler için bir kazanım olarak değerlendirilebilinecek; vatandaşlık olgusu içinde hak ve özgürlüklerin tanımlanması ve antlaşmalar ile yasal güvence altına alınmasına, siyasi, ekonomik ve hukuksal birlikteliğin sağlanması ve ülkelerin kalkınmasında ve gelişmesinde önemli bir rol üstlenmesinin hedeflenmesine rağmen Birlik içinde işler en azından halk nezninde bu şekilde yansıma görmemektedir. Bunun en somut örneği 23 Haziran 2016 tarihinde Birleşik Krallık’ta yapılan ve Avrupa Birliği’nin içinde kalınmaması yönündeki sonuçla karşımıza çıkan referandumdur (Brexit).

Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı (Birleşik Krallık): Avrupa’nın batısında, coğrafi olarak büyük Britanya Adası’nın tamamını, İrlanda Adası’nın kuzey kısmını ve bazı diğer Britanya Adaları’nı kapsayan Kraliyet ailesi temelinde Monark yönetim biçimini benimseyen bölgesel serbest seçimler ve parlamenter demokrasi ile idare edilen ülkedir. Yapısı içerisinde İngiltere, Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda’yı içine alan ve Başkaban önderliğinde yürütme gücüne sahip hükümet ile yönetilmektedir.  Nufusunun büyük bir çoğunluğu Ingiltere’de yaşamaktadir.  

Referandum sonucu; siyasi ve ekonomik olarak Avrupa Birliği’nin sorgulanması ve gelecek vizyonu hakkında önemli soru işaretleri oluşturmaktadır. Bunun en önemli nedeni olarak; Avrupa Birliği’nin genişleme sureci gösterilmektedir. Nitekim referandum öncesi yapılan ve ayrılma isteminde düzenlenen propagandalar gosterilebilinir. 2004 yılında sonlandırılan besince büyüme ve takibi büyümeler sonrası ile ekonomik ve siyasi istikrarlarında çalkantılar olan Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin, Batı Avrupa Ülkelerinin özellikle ekonomik yapıları üzerindeki etkileri ve halklar arasında birliğin geleceği ve bir parçası olması noktasında önemli soru işaretleri oluşmasına neden olmaktadır.

Avrupa Birliği’nin genişleme takvimi içinde Türkiye, İzlanda, Sırbistan, Karadağ, Makedonya yer almaktadır. Türkiye, Avrupa Birliği için dini inancı, nüfus büyüklüğü, nüfus büyüme hızı ve jeopolitik konumu ile ayrı bir endişe konusudur. Diğer aday ülkelerin ise mevcut ekonomik koşulları ortadadır ve İzlanda, 2008 yılında yaşanan kriz sonrası ekonomik çöküntü yaşamış ve önemli gelir kaynağı balıkçılık olan ülke batma noktasına gelmiştir. Tabi bu örneklendirmeyi sadece aday ülkeler ile değil, mevcut üye ülkeler üzerinden yapmakta mümkündür. İspanya ve Yunanistan’da yaşanan ekonomik krizler bu noktada birer somut örnektir. Ayrıca diğer bir genişleme programı ise resmi aday olarak tanımlanan ülkeler olan Kosova, Arnavutluk ve Bosna Hersek’in içinde yer aldığı programdır. Yakın zamanda birbirleri ile savaşmış ülkelerin aynı çatı altında yer alması ne kadar siyasi istikrar getirir o da ayrı bir tartışma konusudur.

Brexit referendumu ile yaşanan somut gelişmeler ışığında Avrupa Birliği'nin mevcut ve gelecekteki durumuna ilişkin birçok sonuca varmak mümkündür.

En temel sonuç; her ne kadar siyasi, hukuki ve temel hak ve özgürlükler siyasi antlaşmalar ve yasal süreçler ile güvence altına alınmış olsa da insanlarin ekonomik koşullarının özelllikle başka kişi veya toplumlar sebebiyle geriye gitmesi noktasında sınırları ve korkuları olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu korku sadece yaklaşık yarım asırlık bir birliğin sorgulanmasında değil, asırlardır var olan bir Krallık varlığının ve geleceğinin sorgulanmasına gidecek noktadadır. Buna ek olarak referandum sonrası ortaya çıkan sonuca bağlı olarak Avrupa Birliği’nin 'birlik ve beraberlik' ilkesinden farklı eğilimlere sahip siyasi görüşlerin, üye ülke siyasetlerinde ortaya çıkmasına yada yeniden doğmasına, din, dil ve ırk sorgulamalarına sebep olmaktadır. Bu siyasi eğilimlerde birlik içindeki olası veya öngörülen çatlağı derinleştirmektedir.

Burada açılması gereken önemli konu başlığı; Çok uluslu yapılar içinde ekonomik ve siyasi krizlerin çözümünde vatandaşlık yerine ulus devlet / birlik yaklaşımı geçerli bir çözüm olabilir mi?

İzlenme: 1909 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.