Bir Gelibolu Tatili

Melis Büyükplevne (Konuk Yazar)

Melis Büyükplevne (Konuk Yazar)

E-Posta : gelibolugaste@hotmail.com

Geçen hafta çok acayip geçti. Aslında planımız basitti. Görümcem ile ben İzmir’den otobüsle Gelibolu’ya gidecektik. Kayınpederim de Silivri’den gelecekti ama ne olduysa sabah kahvaltıda oldu ve bir gazla arabayla yola çıkan ben, otobüsle eve dönen, eşim oldu. Tabi bundan ötürü aramızda bayağı bir eğlendik. Mola için Cunda’da durup insanlara "Cunda’dan selam" deyince bayağı bir şok olanlar vardı. Yol boyunca sohbet ettiğimiz için, yolculuğun nasıl geçtiğini anlamadım. Ee yol da güzel olunca, keyfimize diyecek yoktu.

          Gelibolu’ya vardığımda ise yine yüzümde kocaman bir tebessüm oluştu.

Limandan yukarıya doğru giderken neşem yerindeydi. Evimizin sokağına girdiğimizde ise üzüntüm başladı. Eski evimizin yerine yapılan apartman ve hemen yanındaki devasa apartman o çocukluğumun sokağını kapatmıştı. Artık, komşu teyzenin erik ağacından yediğimiz o enfes erikler ve sokağın başından itibaren içimizi açan deniz manzarası kapanmış, herhangi bir şehir sokağına dönmüştü.

Yapacak bir şey maalesef yoktu, bize de durumu kabullenmek düştü ve planlarımızı yapıp gezimize start verdik.

          Gittiğimiz gün ufak tefek alışverişlerle geçti. Ertesi gün Şengül Hamamı’nın sokağından girerek, Çilehane, Bayraklı Baba, Namazgah, Hamzakoy rotasını seçip gezdirdim. Tur rehberliğimi biraz çılgınca ve ürkütücü bulmuş olabilirler, neticede ben bir gerilim romanı yazarıyım ve Bayraklı Baba ile Çilehane’nin tarihini azıcık vahşet dolu anlatmış olabilirim. Aynı zamanda ilk romanım
Hayal-i Rüya’nın geçtiği tüm yerleri gösterip anlatmak hem beni, hem de onları mutlu etti. Kitapta belirtmiş olduğum yerleri birebir görmek heyecanlandırdı herkesi.

          Şansımıza rüzgara rağmen çıkan güneş içimizi ısıttı ve bol bol fotoğraf çektik. Kendimi Hamzakoy’un kumlarına attığımda beni gören varsa kesin "deli" demiştir.

Eve dönerken tabi peynir helvası almayı da ihmal etmedik.

          İkinci gün takvime bakmayı unutmuşuz. Maalesef hem günlerden pazar olmasından dolayı, hem de 1 Mayıs’a denk gelmesinden dolayı bayağı bir kalabalığa balıklama daldık. Nerede mi?

Şehitlik turunda. Bigali Köyü’nden başlayarak Anzak Koyu, Conk Bayırı ve Abideler yapmak istedik ama Atatürk’ün Evi’nin tadilatta olmasından ötürü gösterme şansım olamadı. Yine de köy o kadar güzel ki, gezmek bile yetti.

          Anzak Koyu’nu gösterdiğimde, yabancıların neden burasını istediklerine bir kez daha anlam verdik ve o mükemmel renkteki denize kendimizi atmak istedik. Tura devam edip Conkbayırı’na çıkmayı başardık ancak sonrasında dönmeye karar verdik, çünkü kalabalıktan ilerlemek mümkün değildi. İşte eleştirim de burada başlayacak.

          Öncelikle yollardan başlayacağım. Her gün yüzlerce, belki de binlerce turistin gezdiği böyle önemli tarihi bir yerin yolları gerçekten de çoğu noktada yetersiz. Çukurlardan ve çatlamış yollardan mı kaçacaksınız, tek şerit olması yetmezmiş gibi, bir de daracık olan yolda araba mı kollayacaksınız bilemiyorsunuz. En kötüsü de tur otobüsleri. Bir iki noktada otoparkları ayırmışlar ama Conkbayırı tam bir kaos ortamıydı. Arabalar park edemiyor, tur otobüsleri tüm yolu kaplıyor, size park ettirtmiyor ve bundan ötürü de çoğu kişi geri dönüyor. Jandarma da olmasa, oradaki kaos daha da büyük olur. Bu konuya acilen bir çözüm bulunması gerekiyor. Ya otopark için yer açılmalı, ya da turlara belirli günler verilmeli. Sadece bir yerden gelen 20 tur otobüsü vardı, her bir otobüste 40 kişilik yer olsa, içinden kaç kişi çıkar, kaç kişi gezer, etraf ne kadar dolar, hesabını siz yapın.


          İkinci bir eksik ise tabelalardı. Çoğu yerde tabela eksikliği var, bu yüzden nereye sapmanız gerektiğini bilmiyorsunuz, kaç kere gitmiş biri olarak, ben bile şaşırmışken, ilk defa gidecek kişiler rahatlıkla kaybolabilir, üstelik bazı noktalarda telefonlar çekmiyor ve uzunca bir süre etrafta hiçbir yer yok. Yolların felaketliğine girmiyorum bile.


          Ana caddeler, yollar bu kadar güzel yapılmışken, bu kadar önemli yerlerin de düzenli olması gerektiğine inanıyorum.

          G
elibolu’ya dönecek olursam. Gezmekten dolayı, çoğu kişiyi görme fırsatım olmadı ama bunu en kısa zamanda telafi edeceğim. Sonuçta havasını yine soludum ve Gelibolu’dan ayrılmak bana işkence gibi geldi. Eninde sonunda taşınacağım buraya, orası kesin!

          Ah Gelibolu, ah. Seni şimdiden özledim.

İzlenme: 823 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR