Empati

Melis Büyükplevne (Konuk Yazar)

Melis Büyükplevne (Konuk Yazar)

E-Posta : gelibolugaste@hotmail.com

          Haberler gün geçtikçe dehşet verici oluyor. Kimsenin kimseye tahammülü kalmadığı bir dünyada yaşamaya çalışıyoruz resmen.

Aslında bunların en temelindeki hatamız artık empati kuramamamızda yatıyor.

Öyle bir duruma gelmiş ki insanlar, başkasının başına bir şey gelse "oh, iyi olmuş!" diyecek neredeyse.

Zaten yine en büyük problem başkalarını dinlemeden yapılan infazlar. Yani, önyargılar.

          Elbette herkesin kendince problemleri var ama bazı insanlar, belki de hayatlarının en zor günlerini geçirirken hep yalnız kalıyor. Nedeni ise kimsenin sorumluluk almak istememesi.

Çok kötü günler geçirdiğinizi, hatta bu nedenlerden ötürü panik atağınızın başladığını düşünün. Varsa eşiniz, yoksa en yakın dostunuz ve ancak anneniz size gerçekten de destek olur. Kabul edelim, hiç telefona sarılıp içten bir şekilde nasıl olduğunuzu soran akrabalarınız veya başka insanlar oldu mu?

Genelde empati kurmadan, durumu bilmeden, bir de öğüt vermeye çalışırlar size.

Sözüm meclisten dışarı, belki sizlerin empati kuran yakınlarınız vardır, o zaman şanslısınız!

Ama kabul edelim, kim olursa olsun, karşı tarafı anlamak yerine hemen bir öğüt verme peşindeyiz.

          Peki ama neden? Öğüt vermek kimsenin haddine olmamalı. Olamaz da. Ne yaşandığını bilmeden konuşmak yanlış.

          Psikologlar bile ne yapmamız gerektiğini söylemiyor. Yasak. Biz kendimizde bu hakkı nasıl buluyoruz, sorgulamamız lazım.

Bilinse bile saçma; çünkü bundan daha önemli değerler var. Bir insana "yap veya yapma!" emri vermek yerine, ona destek olunsa, güzel bir söz söylense, hali hatrı sorulsa. "Gerçekten de iyi misin?" cümlesi kurulsa o kadar farklı olur ki aslında hayat.

          Bir kaza anında görüyoruz insanları. Yardım edenler dışında, arka planda telefonlarıyla olayın fotoğrafını bir özçekimle sosyal medyada paylaşan insanlar var. Ne kadar insan denilebilirse tabii.

Neden böyle olduk? Biz değil miydik eskiden komşuluk kavramına sahip olan. Hasta olan birisi varsa hemen çorba yapıp evine koşturan.

Bizler değil miydik iyi günde kötü günde dostlarımızın ve ailemizin yanında olan? Ne oldu da değiştik?

          Yeni gelen bir komşuya kekler, börekler yapılır "hoş geldiniz!" denilirdi. Artık yapılsa bile tabak geri gelmeyebiliyor. Acı, o kadar acı ki bunları görmek.

O kadar üzüntü veriyor ki empati yetimizi kaybettiğimizi görmek.

Şu halimizi yukarıdan izleyip üzülenler vardır eminim.

Oldum olası yalnızlığı sevmişimdir. İyi ki de sevmişim, en azından bu üzücü şeyleri görüp de insanlardan uzaklaşmam, başkalarına dokunduğu kadar çok dokunmadı bana.

          Bence okullarda empati öğretilmeli, etik dersleri ve psikoloji dersleri verilmeli.

Umarım dünya yeniden çocukluğumdaki günlere döner, çünkü böylesine bir dünya inanın bana, kabustan beter!

İzlenme: 841 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR