Anket : GELİBOLU'NUN EN ÖNEMLİ SORUNU HANGİSİDİR? Tıklayınız

İstanbul Turu - Devam

Melis Büyükplevne (Konuk Yazar)

Melis Büyükplevne (Konuk Yazar)

E-Posta : gelibolugaste@hotmail.com

 İstanbul diyorduk en son.

 

Bizim yakaya, Avrupa yakasına geçelim o halde.

Pek özlemişim oraları.

 

Bu arada karşıya geçmek için hem çekindiğim, hem de merak ettiğim Marmaray’a bindim.

 

Şunu söyleyebilirim ki öyle haberlerde verdikleri kadar abartılacak bir durum yok ortada. Ben çatlak falan görmedim. Sadece rutubet kokusu biraz ağır geliyor o kadar.

 

Tabii bir de yerin kaç kat altına inmeniz biraz sinir bozucu ama gerçekten de inanılmaz bir kolaylık. Belli bir süre sonra da alışıyorsunuz ayrıca.

 

Köprü yolunu seçseniz 2 saatten aşağıya gidemeyeceğiniz yolu 15 dakikada gidiyorsunuz.


Ben eşime Eminönü tarafını gezdirmek istedim bu nedenle turumuza Beyazıt’tan başladık.

 

Kapalıçarşı’ya girip o güzelliğini görmek beni mutlu etti.

Çok özlemişim sahiden.

 

Eskiden evden çıkıp kulaklıklarımı takıp, müzik dinleye dinleye gezerdim İstanbul’u.

 

İnanın bana çok da keyifli olurdu.

Her defasında da gittiğim bir kafe vardı Kapalı Çarşı’da. Annemle de giderdik oraya.

 

Bilmeyene labirent gibi gelebilir orası ama ben hatırlayıp yerini buldum ve hala durduğunu görünce pek bir sevindim.

 

            Herkesin zevkleri ayrı olabilir tabii ona sözüm yok ama kafelerin olduğu çarşı zaten başlı başına mükemmel görünüyor. Tertemiz ve çok farklı bir görünüşe sahip.

 

Biraz oryantal, biraz Avrupai.

Türk kahvemizi içtikten sonra çıkıp Mısır Çarşısı’na doğru yol aldık.


Aşağı doğru inerken gözüm etrafa bakıyordu. Normalde kalabalığa gelemeyen ben, nedense burasını seviyorum. Bıraksalar her yere bakacağım da işte tek gitmek lazım.

 

Eşim bile şaşırdı ve “Bu kalabalığa nasıl dayanıyorsun şaşırıyorum!” dedi.

Bilir çünkü, hiç sevmem.

 

Mısır Çarşısı’ndan birkaç şey almadan geçmedim tabii ama kapalı olan şeylerden.

 

Bu noktaya da değineyim. Hatırladığım kadarıyla yeni bir yasa çıkmıştı ve tüm baharatların kapalı olması gerekiyordu ama ben bir tane bile kapalı baharat tezgahı görmedim ve dolayısıyla da almadım.


   Gelelim dönmeden önceki son noktamıza. Ünlü şekerlemeci Ali Muhittin Hacı Bekir.

 

1777’den bu yana duran ve beş nesildir devam eden bu şekerlemeciye her zaman giderim.

 

İlk kuruluşuna denk gelemedim tabii ama olsun kendimi bildim bileli de az bir süre değil.

 

Her neyse. Öncelikle bir bardak Demirhindi içtik. Demirhindi Hint hurmasından yapılan bir şerbet. Hafif mayhoş ve tatlı olan bu içecek bize enerji verdi ve lokum bölümüne dönüp seçimimi yapmaya başladım. Bir sürü lokum var haliyle, bir de akide şekerleri.

 

Biraz ortaya karışık yaptırdıktan sonra esas sevdiğim şeyi aldım. Şeker kaplamalı kişniş.

Herkese tavsiye ederim. Sırf onu almak için gittim desem yalan olmaz.

Herkes sevmeyebilir tabii ama ben bayılıyorum.

 

Tüm bunları aldıktan sonra evimize yeniden Marmaray ile döndük ve bavulumuzu toplamaya başladık.

 

Dönüş yolu bizi bekliyordu.

İzlenme: 1162 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇANAKKALE - HAVA DURUMU

CANAKKALE

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ

ANKET

Gelibolu'nun En Önemli Sorunu Hangisidir?

Gelibolu'nun En Önemli Sorunu Hangisidir?

Ankete Katıl Sonuçlar