İstanbul Turu

Melis Büyükplevne (Konuk Yazar)

Melis Büyükplevne (Konuk Yazar)

E-Posta : gelibolugaste@hotmail.com

                Sardalya Festivali’ni anlattım, sıra İstanbul turumda ama Gelibolu serüvenim boyunca evimiz yeniden yapıldığı için konakladığım otelden kısaca bahsetmek istiyorum.

 

Açılışı imza günümle aynı zamana denk gelen, Hamzakoy’un şık ve güzel olan yeni oteli “Blue Park Boutique” idi.

 

           Fiyatı diğer otellere göre biraz yüksek olsa da hizmeti, çalışanların güler yüzü ve pırıl pırıl bir otel olması benden tam not aldı. Herkese tavsiye edebileceğim bir yer. Kaldığımız süre zarfında bizlere göstermiş oldukları ilgi alakaları için ayrıca çok teşekkür ederim. Özellikle de Resepsiyonun tatlı insanı İpek hanım ile sıcak ev sahipliği yapan Adnan Bey’e teşekkürlerimizi sunuyorum.


   İstanbul’a geçecek olursak, bu sefer Mayıs ayındakinden biraz farklıydı; çünkü bu sefer doya doya gezdik.

 

Bağdat Caddesi’nde her gün yaptığımız yürüyüşler bizi resmen kendimize getirdi.

 

Bir sürü yeri de keşfetme fırsatımız oldu.

 

Bodrum’da yürüyüş ve spor fırsatı bulamadığımızdan dolayı hamlaşmıştık, yürüyüşler çok güzel spor oldu.


Kanlıca’ya da uzun zamandır gitmek istiyordum ve gittim.

 

Çubuklu Hayal Kahvesi’ne uğramak istiyorduk ama düğün nedeniyle kapalı olduklarını belirttiler ve biz de yeni bir yer arayışına girdik. Etrafa bakınırken gözüme yeni bir restoran çarptı.

 

Hem de öyle bir çarptı ki gülümsedim ve heyecanlandım; çünkü o bina anneannemim eskiden gitmiş olduğu orta okuluydu. Eskiden Ahşap boş bir bina olarak duran bu yerden her geçtiğimizde anneannem bana “Bak burası benim orta okulumdu, önünden de denize girerdik!” derdi.

 

            Çok da şık yapmışlardı, Boğaz’ın dibinde oturmak ve o denizin kokusunu içinize çekmek bile yetiyor içinizi açmaya.

 

            Bir şeyler içtikten sonra anneannemi ziyaret ettim. Ne kadar katılırsınız bilmiyorum ama Kanlıca Mezarlığı’nda en güzel manzaraya sahip kendisi.

 

Elbette dönüşte Kanlıca yoğurdumu almadan dönmedim. Evde afiyetle yedim.


   Uzun zamandır gitmek istediğim bir yer daha vardı. Büyükada.

 

Ancak biraz düşünceliydim, çünkü herkes atların ne kadar kötü koşullarda çalıştırıldığını söylüyordu. Ben en son seneler önce gitmiştim ve o zamanlar bir problem yoktu.

 

Biraz araştırma yapmaya da karar verdim ama bunun için faytona binmek zorundaydım. Zaten o internete sızdırılan fotoğrafların çoğu da eminim ki bisikletle gidilerek çekilmemiştir. Gözlemlediğim ve öğrendiğim bir kaç şey oldu.

 

1. Bize anlatılanlara göre atlar 3-4 tur sonrası değiştiriliyor ve geziye başladığınızda yokuşu çıkar çıkmaz on dakika mola veriliyor. Biz durduğumuzda atlar acayip enerjikti ve fişek gibi koşmaya çalıştılar.

 

2. Ancak çoğu at bunun aksini söylüyor, bazıları gerçekten de çok sağlıklı gözükürken, bazılarının durumu içler acısıydı. Çoğu atların bacaklarında ve başka bölgelerinde yaralar vardı.

 

3. Geçim kaynağı olarak gördükleri atları yorup ölüme sürüklemek çok mantıksız, bunu yapan kişilerin elinden atlar alınmalı ve o kişilere çok ciddi cezalar verilmeli ama buna dikkat eden ve atına çok iyi bakan kişilerin olduğunu da gördüm.

 

4. Hangisi doğru, hangisi yanlış bilemiyorum ama bence teknoloji bu kadar gelişmişken hayvanları kullanmayı bırakmalı ve başka çözümler üretilmeli.

 

Hele ki geçtiğimiz günlerde “güneş enerjisiyle çalışan fayton” haberini gördükten sonra bence daha fazla düşünülmeli.


Benim aklıma gelen sistem adaya tren yolu gibi bir yol yapıp üzerine elektronik faytonlar yerleştirmekti ama güneş enerjisiyle çalışan fayton da çok mantıklı bir seçim.

 

Umarım ki bir adım atılır ve artık hem atlar huzur bulur, hem de biz hayvanseverlerin içi rahatlar.


Bununla birlikte söylemeliyim ki Büyükada’nın evleri halen bir harika!

 

Keşke şu beton yığını apartman ve sitelerden kurtulup yeniden eskilere dönebilsek.


Devam edeceğim...

İzlenme: 1104 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR