Anket : GELİBOLU'NUN EN ÖNEMLİ SORUNU HANGİSİDİR? Tıklayınız

Yağmur Duası

Melis Büyükplevne (Konuk Yazar)

Melis Büyükplevne (Konuk Yazar)

E-Posta : gelibolugaste@hotmail.com

Evet, herkes bu aralar yağmur duasına çıkıyor. Pardon, herkes demek yanlış olur. Hala yazın kalmasını isteyen direnişçiler hariç!

Bu duanın sebebi, Ekim ortasına gelmiş olmamıza rağmen çoğu yere henüz bir damla su bile düşmemiş olmasından kaynaklanıyor. Nedenini anlamak aslında çok zor değil. Her geçen gün daha da fazla dikilen evler buna sebep. Bunu sürekli yazıyor ve söylüyorum ama kimse anlamıyor maalesef. Kesilen her ağaç doğanın dengesini bozmak demek. Oksijeni azaltıp, yağmurdan mahrum etmek demek. Betonlaşmak demek, rüzgarın kesilmesi, yağmurun azalması, barajların dolmaması, kuraklık demek.

Tüm bunların beraberinde deprem ülkeliğinden çıktık, başka doğal afetlere doğru gidiyoruz, bunu kimse farkında değil. Geçenlerde İskenderun Körfezi’nde hortum çıktı. Bu hortumlar küçük de olsa sık sık duymaya başladığımız bir olay olmaya başladı. Bunun dışında fay hattından haberimizin olmadığı yerler beşik gibi sallanmaya başladı. Belki de bilmediğimiz çok daha fena felaketler kapımızda ama kimse bunun farkında değil. Elbette herkes evi olsun ister. Olmasın demiyorum ki! Nüfus belli. Bunun dışına çıkarak her yere apartman, site dikmeyelim diyorum. Yine müstakil evler olsun ama uzun ve kocaman evler dikmek hem kötü bir manzara oluşturuyor, hem de dediğim gibi rüzgarı engelliyor ve dengeyi bozuyor. Bununla alakalı bir yazı vardı zamanında. Levent’teki gökdelenlerle alakalı bir yazıydı ama kimse ciddiye almadı.

Bodrum da farksız durumda. İlk geldiğim sene mis gibi yağmur yağıyor, etraf yemyeşil oluyordu ve su problemi sıfırdı ama şimdi durum değişti. Her yere ev diktiler, yeşillikleri mahvettiler ve artık yağmur yağmıyor, yağması için Ekim ortasında dua ediyoruz. Geçenlerde köpeğimizi, her sene kışa girdiğimizde yaptığımız gibi yürüyüşe çıkarttık ve her zamanki rotamızı izledik ama sonuç hüsran oldu. Kuraklıktan kupkuru olan bitkiler diken gibi battığı için yarı yoldan geri döndük. Etraf harabe gibiydi, açması gereken ağaç ve bitkiler ölü gibiydi. Sonbaharda normal değil mi diye soracaksınız. Değil! Her mevsimin kendine göre açan ve ayakta duran bitkisi vardır ama bu döngüyü bile berbat etmişiz.

Alakasız gibi olacak ama bağlayacağım konuyu. Bir tane sayfa vardı takip ettiğim, ikinci el eşya alıp satma sayfası. Orası bile emlakçı sitesine döndü. İşin acı kısmı ilk geldiğimiz sene müstakil, dubleks bir ev fiyatına artık daire bulabilirseniz öpüp başınıza koyun durumuna gelmiş Bodrum. Anlamadığım diğer bir kısım ise, bu fiyatlara evler satılmamasına ve binlerce ev boş duruyor olmasına rağmen, her yere ev yapılmaya devam ediliyor. Yaklaşık 2 yıl önce evimizi satışa çıkarttık, hala da satılmadı. Üstelik fiyat da çok uygun ama alıcı çıkmıyor. Zaten artık satsak bile taşınmak ve yeni bir yer bulmak çok zor. Hele ki bu fiyatlara. Fiyat öldüren alıcıları zaten ciddiye almıyorum. Konumuza dönecek olursak, bu evlerin yapılmasına dur denilmediği sürece, Bodrum da yakında büyükşehre dönecek ve yağmur ile yeşilliğe hasret kalacak. Bu korkuyu Gelibolu’da da yaşamıyor değilim. Son zamanlarda eski müstakil evlerin yerini apartmanların almış olması, bir de üzerine köprü yapılacak olması beni derinden endişelendiriyor.

Bizim Bodrum’a taşınmamızın en büyük sebebi temiz havası, sessizliği ve doğasıydı ama bunları kısa sürede harcadılar. Bu sene kaç yüz tane yangın çıktı ben sayamadım. İşte sinirlendiğim en büyük nokta bu. Çıkan yangınlardan ne kadar büyük bir alan kül oldu hesaplayamam ama etrafınızda baktığınızda büyük bir siyahlığı hemen görüyorsunuz ve bu benim içimi yakıyor. Bunun ötesinde herkesin aklına ilk gelen şey "rant için mi yakıldı" sorusu oluyor. Eğer rant yoksa, neden bu alanlar temizlenip yeniden fidanlar dikilmiyor? Doğayı sevmek bu kadar mı zor? Bakın burası özellikle de kanser hastalarına önerilen bir yerdi, oksijeni bol olduğu için ama eminim artık bu önerileri gözden geçiriyorlardır. Kömür yakmanın yasak olması harika bir şey olsa da, artık diğer sorunlar türemiş durumda.

İnsanoğlu ne ara bu kadar doyumsuz ve tahammülsüz oldu bilmiyorum ama tek bildiğim yağmur duasından öte; artık çoğu insan dünyanın kötü gidişatına bakarak; kıyamet duasına da çıkmış durumda. 2012’de Maya takvimine göre dünya batacak dendiğinde herkeste oluşan panik geçmiş, yerini ise "Haydi artık kıyamet kopacaksa kopsun da, bu kötü dünyadan kurtulalım" düşüncesi almış durumda.

Oysa çok zor değil huzur ve doğa içinde yaşamak. Öleceğimizi ve dünyaya misafir olarak gelmiş olduğumuzu hatırlayalım yeter. Gerçi düşünüyorum da, ikinci bir tufan kopsa temizlenir mi yeniden dünya?

İzlenme: 847 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇANAKKALE - HAVA DURUMU

CANAKKALE

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ

ANKET

Gelibolu'nun En Önemli Sorunu Hangisidir?

Gelibolu'nun En Önemli Sorunu Hangisidir?

Ankete Katıl Sonuçlar