Son Dakika: Boğazda Fetih Şöleni: 672 Yıllık Gurur *** Rumeli’nin Öncüleri Yâd Edildi *** Köylerde “Dumansız” Seferberlik *** Büyük İskender’in Gizemi Çanakkale’de Çözüldü *** CHP’li Güneşhan: “Yarım Asırlık Fatura Çanakkale’ye Kesildi” *** WhatsApp İletişim: 05437951277

Geçer: “Çıkış Yolu Sürdürülebilir Planı Ekonomidir”

Zafer Partisi Genel Başkan Başdanışmanı Ekonomist Selçuk Geçer, Eskişehir İl Başkanlığı tarafından EBB Turgut Özakman Sahnesi’nde düzenlenen “Ekonomik Çöküşten Çıkış: Milli Kalkınma” başlıklı konferansta Türkiye ekonomisini değerlendirdi. Selçuk Geçer: “Önce..

Geçer: “Çıkış Yolu Sürdürülebilir Planı Ekonomidir”
Yayınlanma:

Zafer Partisi Genel Başkan Başdanışmanı Ekonomist Selçuk Geçer, Eskişehir İl Başkanlığı tarafından EBB Turgut Özakman Sahnesi’nde düzenlenen “Ekonomik Çöküşten Çıkış: Milli Kalkınma” başlıklı konferansta Türkiye ekonomisini değerlendirdi.

Selçuk Geçer: “Önce güçlü bir ekonomik sisteminiz olacak. Onun üzerine para ve faiz politikalarını koyacaksınız. Bunu bir araba örneğiyle açıklayalım: Önce arabanızın motoru olacak; sonra gazla, frenle, debriyajla, vitesle ve direksiyonla arabanızı yöneteceksiniz. Para ve faiz politikaları sadece arabayı yönetmek için kullanılır. Motoru olmayan bir arabada bunların hiçbirini kullanamazsınız, olduğunuz yerde beklemeye devam edersiniz.

Bu işin tohumu 2001 yılında Kemal Derviş döneminde atıldı. Atılan adımlar, uygulanan politikalar ve çıkartılan kanunlarla Türkiye ne yazık ki tekrar bir sömürge ülkesi hâline getirildi. AKP döneminde bunlar artarak ve iyice rayından çıkarak sürdürüldü; stratejik ve milli varlıklarımız yabancı sermayenin kontrolüne girdi. Ayrıca nu kanunlardan sonra örneğin TEKEL kapatıldı, şeker fabrikaları satılır hâle getirildi, tarım bitirildi. Türkiye’deki bankacılık sistemi yüzde 70-80 oranında yabancıların eline geçti. Dünyanın hiçbir ülkesi istihdam yaratan doğrudan yabancı sermayeye karşı değildir; ancak bizdeki durum tamamen farklı bir sömürü düzenine dönüştü.

Mustafa Kemal Atatürk, o zorlu koşullardaki anlaşmalar esnasında dahi tek bir alanda mücadeleden vazgeçmedi: Kapitülasyonlar. Çünkü kapitülasyonların kendisi taviz demektir; bir ülkenin içinden istediğin gibi geçip, kârını dışarıya taşıyarak o ülkenin varlıklarını sömürmektir. Atatürk, öğrencilik yıllarından itibaren bir ekonomi gazetecisiydi. Emperyalizme, kapitülasyonlara ve Düyun-u Umumiye’ye karşı yazılar yazdı. Üretim ekonomisi olmadan enflasyonun düşürülemeyeceğini ve ülkenin kalkınamayacağını savundu. Daha Cumhuriyet ilan edilmeden İzmir İktisat Kongresi’ni topladı.

Dünya krize sürüklenirken Atatürk, liberalizmle ilerlenemeyeceğini öngörerek Planlı Karma Ekonomiye geçiş yaptı. Bu sayede gübre, şeker, çelik fabrikaları gibi 46’nın üzerinde dev tesis kuruldu. Tekstil için Sümerbank, denizciliği teşvik için Denizbank, madenciliği desteklemek için Etibank kuruldu. Fabrikalar, limanlar ve demir ağları birbirine entegre edilerek gerçek bir millî ekonomi inşa edildi.

Bütün parçaları Çin’den getirip burada birleştirmek, tohumunu İsrail’den aldığın ürünü yetiştirmek veya know-how’ını Avrupa’dan aldığın arabayı üretmek millî ekonomi değildir. Suriyelileri ve kontrolsüz gelen göçmenleri ucuz iş gücü olarak kullanmak da millî ekonomi değildir. Türkiye bugün bir tampon bölge olarak kullanılıyor. Bütün kaynaklarımız sığınmacılara aktarıldı; ev fiyatları ve kiralar bu yüzden arttı. Biz bedel öderken, kendi vatandaşımız işsizliğe mahkûm ediliyor.

Erken emekliliğe karşıyız, plânsızlığa karşıyız ancak EYT kazanılmış bir haktır. Çünkü Devlet vatandaşına söz veriyorsa, sözünü tutmalıdır. Ayrıca bugün Türkiye’de emeklilerimiz 20.000 TL gibi rakamlara mahkûm ediliyor. TÜRK-İŞ açlık sınırını 35.000 TL olarak açıklıyor. Benim yaptığım detaylı hesaplamalara göre ise, 4 kişilik bir ailenin sadece gıda ihtiyacını karşılayabilmesi için gerçek açlık sınırı 57.000 TL’dir. Bunu da EYT’lilere yüklemeye çalışıyorlar. Ayrıca rakamları düşük açıklıyorlar çünkü gerçeği söylerlerse yaptıkları asgari ücret ve emekli zamlarının yetersizliğini izah edemezler.

Bugün bize dayatılan sistem serbest piyasa değil, sömürge ekonomisidir. Vatandaşımızı açlığa, işsizliğe, çaresizliğe mahkûm ediyorlar. Aşırı fakirleşmiş insanların kaybedecek hiçbir şeyi kalmaz ve bu durum hepimizin güvenliğini tehdit eder. Türkiye’nin kalkınması için kuruluş ayarlarımıza, yani ‘Sürdürülebilir Planlı Ekonomi’ye geri dönmemiz kaçınılmazdır. Devletin de işin içinde olduğu, özel sektörün önünün açıldığı, üretim odaklı bir sistem inşa etmeliyiz. Hangi siyasi görüşten olursak olalım, ülkemizin kalkınması ve çocuklarımızın geleceği için hepimiz elimizi taşın altına koymalıyız.”

#SelçukGeçer #ZaferPartisi #EkonomiGündemi #GeliboluHaber #AçlıkSınırı #MilliKalkınma #EYT #EmekliMaaşları #Enflasyon

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.