Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile başlarım. Saygıdeğer okurlarım; sizlere hep Allah’ın biz kullarından ne istediğini anlatıyorum; daha doğrusu “Allah’ın dediklerini yaparsan şöyle, yapmazsan böyle olur” diye yazıyoruz. Aslında..
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile başlarım.
Saygıdeğer okurlarım; sizlere hep Allah’ın biz kullarından ne istediğini anlatıyorum; daha doğrusu “Allah’ın dediklerini yaparsan şöyle, yapmazsan böyle olur” diye yazıyoruz. Aslında Allah ne istiyor? Sevmemizi! Bizim Allah’ı çok sevmemiz için bir sürü sebep var. Bunlardan biri ve tek olan sebep; O’nun, sevelim diye yaratmış olmasıdır. Allah her yarattığı eşyayı sevelim diye yarattığı gibi, en başta insanı sevelim diye yarattı ve birbirlerine âşık olmalarını istedi. Dedi ki: “Bir insana âşık olmayan ‘Ben’i’ sevemez; çünkü insan, önce insanı sevmeli ki sevmeyi öğrenmeli, sonra ‘Ben’i’ sevebilsin.”
Allah, “Vedud” ismini sevdiği için sevgiyi yaşattı. Bizler için her eşyayı, yiyeceği, içeceği yarattı; bize akıl ettirerek biz bulmuş gibi öğretti. Öğretme işini her kişinin Rabbi’ne verdi ve bize öğrettirdi. Ve bizler, “Biz yaptık, biz bulduk” diye sevindik. Allah bizi sevdi ve yarattı; bizi yavaş yavaş eğitti ve bizi her an seviyor, her an bizimle. Yeter ki biz, kim olduğumuzun farkında olalım ve sevildiğimizi bilip farklı olduğumuzun tadını çıkaralım.
Allah bizleri, O’nu tanıyıp sevelim diye diledi; bizlere de dilemek değil, diletmek düşer. Bizleri o kadar çok sevsin ki, bize dilediğimizi istetmeden versin. Sevmeyi dilemek, sevmeye layık olmak, diletmektir bütün amacımız. Canımızın her istediğini isteyince veren olmamalıdır Allah; her an bizimle, ne durumda olursak olalım çağırdığımızda yanımızda olan Allah, ihtiyaçlarımızı karşılamak için âmâdedir. Fakat her şeyin haddi hududu olduğu üzere, böyle bir hâlin de haddi hududu vardır. Allah’ı sev, hudut çizgisini O’na bırak ki sana da sevmek, ama aşk ile sevmek kalsın. Her an, her dakika “denileni yap”, Allah seni sevsin; bakalım düşüneceğin ne işin ne de gücünü tüketecek düşüncen kalır. Her hâlin ayandır, görür; her işin yolunda gider. Sana sadece çalışmak ama yorulmadan, düşünmeden değil, fakat gam çekmeden yaşamak, tadını çıkarmak kalır. Sevenin Allah, sevilenin sen olduğunu bilmek; sana da bütün bunların tadını çıkarmak kalır. Zevkle yaşamın çok güzel olduğunun farkındalığını yaşarsın.
Aşk; insanı severken ileri derecede kör olmaktır, hiçbir şey görmemektir ve kabule geçmektir. Her şeyi ve her hâli, iyisi ve kötüsüyle kabullenmektir. Âşık olan kişi hiçbir engel tanımaz çünkü onun için bir engel yoktur. Aşktır bunun adı; öyle bir aşk ki ummanlara dalar ama en derinde inci arar, çıkması imkânsızlaşır, artık diptedir. Yârini ararken çok kötü bir hâle gelmiştir ve yaratılan olduğunun farkına varıp; Yaradan’ın onun ile olduğunu, onu hiç terk etmediğini, havasız kalmadığını ve onu suyun yüzüne çıkarttığını fark etmesi ile başlayan (akletme ile bulduğu incinin kendisi ve o incinin Yaratan’ı varsa beni yaradan da O’dur der) ve aşk, sevgi, vefa ve sadakat ile doğru yola şimdi girmiştir. Başlar yürümeye ve bu ayet der ki: “Allah’a âşık olmuştur.” Aramakla bulunmaz ama arayanlar bulanlardır. Okumaya aşıksın, oku orada bulursun ama yok; insanın yolu aşk ile vurgun yemedikçe olmuyor. Bu demektir ki; Allah insanı insana muhtaç yaratmıştır, bunun başka çaresi yok, biz birbirimize muhtacız. Biz olmadan yok olamayız, hiçlik makamına eremeyiz. Aşk var ama hakiki olmalı, aradığının izlerini taşımalı ki Mecnun olamazsan Leyla’yı bulamazsın.
“Rab”; sahip, ıslah/terbiye eden, rızık veren, bizleri çekip çeviren, mâliki ve sahibi anlamına gelir. “Rabbim” ifadesinin detaylı anlamları şöyledir:
Eğiten, geliştiren: Yarattıklarını belirli bir amaca göre şekillendiren, olgunlaştıran ve yöneten.
Sahip ve Hükümdar: Evrenin ve içindekilerin yegâne sahibi.
Allah’a emanet olun saygıdeğer okurlarım…