Osmanlı döneminin en önemli on beş Mevlevi asitanesinden biri olan ve sahip olduğu geniş arazi ile devasa semahane binasıyla “dünyanın en büyük mevlevihanesi” unvanını taşıyan Gelibolu Mevlevihanesi, ne yazık ki..
Osmanlı döneminin en önemli on beş Mevlevi asitanesinden biri olan ve sahip olduğu geniş arazi ile devasa semahane binasıyla “dünyanın en büyük mevlevihanesi” unvanını taşıyan Gelibolu Mevlevihanesi, ne yazık ki hak ettiği değeri görmekten çok uzak. 17. yüzyılın başlarında Ağazade Mehmet Hakiki Dede tarafından kurulan ve I. Dünya Savaşı’nda cephanelik olarak kullanılması sebebiyle büyük tahribatlar yaşayan yapı, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen kapsamlı restorasyonun ardından 2005 yılında yeniden ziyarete açılmıştı. Ancak aradan geçen yıllara rağmen bu görkemli miras, sürekli bir canlılığa kavuşamayarak adeta kaderine terk edilmiş bir halde bekliyor.

Tarih boyunca depremler ve savaşlar atlatan yapının günümüzdeki en büyük talihsizliği ise kapılarının kapalı tutulması. Belirli ve özel günler dışında ziyaretçilere kapalı olan, inanç turizmi açısından son derece değerli bu mekanın kapalı tutulması bölge halkının ve tarih severlerin tepkisini çekiyor. Bu sorunun yeni olmadığını, aksine uzun yıllardan bu yana süregelen kronik bir probleme dönüştüğünü belirten uzmanlar ve vatandaşlar, dünyanın en büyük mevlevihanesinin her gün, en azından mesai saatlerinde açık olması gerektiğinin altını çiziyor.

Gelibolu’nun turizmden hak ettiği payı alabilmesi için bu tür tarihi ve kültürel değerlerin yılın sadece belirli günlerinde değil, kesintisiz bir şekilde turizme kazandırılması şart. Yetkililerin ve ilgili kurumların atacağı kalıcı adımlar, hem inanç turizminin canlanması hem de ecdat yadigarı bu eşsiz yapının hak ettiği ihtişama yeniden kavuşması için hayati önem taşıyor.
Haber: Osman Okan
#GeliboluMevlevihanesi #KültürMirası #Gelibolu #Çanakkale #İnançTurizmi #TarihiYerler #KültürTurizmi #OsmanlıTarihi