Saygıdeğer okurlarım; Bugün yazıma, aslında her birimizin kalbinde taşıması gereken bir yakarışla, bir umut kapısıyla başlamak istedim: “Allah’ım, kendime kötülük yapmak istemiyorum, yardım et!” Bazen farkına varmıyoruz ama kendimize en..
Saygıdeğer okurlarım;
Bugün yazıma, aslında her birimizin kalbinde taşıması gereken bir yakarışla, bir umut kapısıyla başlamak istedim: “Allah’ım, kendime kötülük yapmak istemiyorum, yardım et!” Bazen farkına varmıyoruz ama kendimize en büyük düşman yine biziz. Oysa her birimiz mükemmel bir dizaynla, kusursuz bir ruhla ve o ruhun üflendiği harika bedenlerle inşa edildik. Rabbimizin “Ruhumdan üfledim” buyurduğu o yüce emanetin taşıyıcısıyız. Bu yüzden, önce yaratılışımızın manasını idrak etmeli ve ne kadar değerli olduğumuzu anlamalıyız. Kendini tanıyan, gücünü de bilir; gücünü bilen ise yolunu kolay yürür.
Kendini Tanımak, Allah’ı Tanımaktır
Kendimizi öğrenmenin yolu, bizi var eden Allah’ı tanımaktan geçer. Çünkü O, bize bahşettiği her nefesle kendi esmalarını ruhumuza nakşetti. Peki, O’nu nasıl tanıyacağız? Tabii ki kainatın kitabı olan Kur’an-ı Kerim ile… Kur’an’ı okumak, aslında kendimizi okumaktır. O sonsuz bir okyanustur; içinde hem Allah’ı hem de O’nun aynası olan “insanı” buluruz. Bizler ne yerde ne gökte, aslında tam donanımlı bir seferdeyiz. Rabbimizin “İkra” (Oku) emri, sadece kağıdı değil, hayatı ve özümüzü okumaya bir davettir.
Sorumluluk ve Tevazu
İnsan, kendine ettiğini kimseden görmez. Eğer sorumluluk sahibiysek, hatayı bildiğimiz halde yapmamalı ve her daim O’na sığınmalıyız. “Allah’ım, bizi her çeşit kötü halimizden koru. Bilmediğim tüm günahları işlemek şöyle dursun, onları düşünmekten bile Sana sığınırım.”
Bakınız, Rahman Suresi ne güzel uyarır bizi:
“Ey kendilerini bir üstünlük içinde görenler! Sizler neden kendinizi sorgulamazsınız? Göklere ve yere hükmetmeye gücünüz yetiyorsa haydi hükmedin! Ancak hüküm kainatın sahibinindir.” Nisa Suresi ise müjdeyi verir:
“Eğer yasaklanmış kibirlilik hallerinden kaçınırsanız, fenalıklarınızı örter ve sizi asil makamlara dahil ederiz.”
Gönül İşi: Aşk İle İbadet
Ramazan ayına çok az bir zaman kaldı. Kadir Gecesi, o mübarek ayın içinde saklı bir hazine gibidir. Sizlere tavsiyem; ilk geceden son geceye kadar her anı bir hayırla, bir ibadetle taçlandırmanızdır. Ama unutmayın; bu sadece Ramazan’a mahsus olmamalı, bir ömür sürmelidir.
Yapılan ibadet, verilen sadaka sadece el ile olmaz; gönül ile olur. Akıl “ver” der ama gönül razı gelmezse o işten lezzet alınmaz. Allah’ı tanımak, bilmek ve O’na “aşık” olmak bir zaruriyettir. Eğer bir işi aşk ile yaparsanız; açken tok gezer, yorulurken dinlenirsiniz. Allah, Kendisine aşkla yönelen kulunu asla yarı yolda bırakmaz, “bittim” dedirtmez.
Paylaştıkça Çoğalırız
Veren de O, alan da O… Bize düşen, O’ndan aldığımızı güzellikle dağıtmaktır. Güzel gönüllere ulaşmak hepimizin görevi olsun. Bu fakirin tek arzusu; her kişinin bilgi sahibi olması ve her ruhun Allah ile tanışmasıdır. Hiçbir karşılık beklemeden kaleme aldığım bu satırları yayınlayan Gelibolu Gaste’ye ve siz kıymetli okurlarıma gönülden teşekkür ediyorum.
Rabbim hepimizi birbirimize muhtaç kıldı ki sevgiyi ve paylaşmayı öğrenelim. Allah’a emanet olun. Rabbim hepimize; dilin, kulağın, gözün ve aklın o derin “orucunu” tutmayı nasip etsin.
#Maneviyat #AllahSevgisi #KendiniTanımak #RamazanHazırlığı #GeliboluHaber #İbadet #GönülEri #KurânıKerim #Şükür #HayırlıCumalar #GeliboluGaste #ManeviYolculuk #DuaVeZikir