Son Dakika: Gelibolu’da Anlamlı Buluşma: Otizm Bir Eksiklik Değil Farklılıktır *** ÇOMÜ’den Yangın Sonrası Zeytin Araştırması *** Gelibolu’da Türkü Rüzgarı: Gitarın Teliyle Anadolu’nun Sesi Buluştu *** ÇOMÜ’de “Kalpten Servisler” Rüzgarı Esti *** Gelibolu’da “Köy Okulları Kitap Kardeşliği” Köprüsü Kuruldu *** WhatsApp İletişim: 05437951277

Kul Hakkı Nasıl Ödenir?

Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla başlarım. Merhaba saygıdeğer okurlarım; aşk ile “hu” deriz. “Hu” bir sesleniştir; “O” ise yokluğunda bize göre varlığıdır. Biz O’nu vasıfları ile tanırız. Bu vasıflar..

Kul Hakkı Nasıl Ödenir?
Yayınlanma: 21 Okuma

Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla başlarım.

Merhaba saygıdeğer okurlarım; aşk ile “hu” deriz. “Hu” bir sesleniştir; “O” ise yokluğunda bize göre varlığıdır. Biz O’nu vasıfları ile tanırız. Bu vasıflar bize O’nu tanıtır. Bu vasıflar Allah’ın esmalarıdır. Esmalar kendi içinde uyum içindedir. Biz de onların manasını başka vasıflarla açarak öğreniriz, biliriz.

Bu esmaları, kul olmak için istekte bulunduğumuzda, Allah’ı tanımamız için bize yardımcı olur. Bu esmalar doksan dokuz olarak bilinir; ayrıca bin bir ismi de vardır. Bu açılımlar, O’nu daha iyi idrak etmemize yardımcı olur.

Allah, Kur’an’da kendini bize tanıtmıştır. Aynı zamanda bize bizi de tanıtmıştır. Okumak yetmez; araştırmak da tek başına yeterli değildir. Asıl olan, yaşamak ve o kurallara uymaktır. Ancak bu şekilde Allah’ı tanıyıp yaşatabiliriz. O’nun varlığının bizde olduğunu ve bizimle hangi şartlarda birlik içinde olacağını öğrenmemiz gerekir.

Bu nedenle, Allah adına bilgili ve saygılı, yani edepli olmalıyız. Edep; yaşam boyunca edinilen disiplinlerin tamamıdır. Bir insanı tek kişi eğitmez; herkes eğitir. Bir kuş da, bir çocuk da, hatta bir çöp bile bize ders verebilir. Yere atılmaması gerektiğini öğretir. Tüm bunlar, edepli olmamız için gereken hallerin ortaya çıkmasına vesile olur.

Biz bu farkındalıkla edebimize sahip çıkmalı, kul olmayı dilemeli ve esmaların değerini unutmamalıyız. Her an düşünmeli, aklımızı meşgul etmeliyiz. Çünkü Allah düşünen insanları sever. Düşünen insan edeple yaşar. Edep çok önemlidir. Edep, seni tanımayanlara bile hangi hâlde olduğunu bildirir. Edep, dinin direğidir; kişinin kendini bilmesidir.

Edepsiz olana ne anlatılabilir ki? Dinlemeyen kişi boş kalır. “Dinle” sözü, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî tarafından da vurgulanır. Ona göre dinlemek öğrenmenin temelidir. Kur’an’da ilk emir “Oku”dur. Ancak bu, aynı zamanda dinlemeyi de kapsar. Mevlânâ da bu anlayışla Mesnevi’sine “Dinle” diyerek başlamıştır.

Kâinatı dinlemek, sabretmeyi öğretir. Sabır; beklemek ve düşünerek beklemektir. İnsan bu dünyaya yiyip içmekle birlikte şükretmek için gönderilmiştir. Edeple yaşayan kişi, bu hâli sürekli kılar ve huzurlu olur.

Allah, insan aklını başlangıçta mükemmel yaratmamıştır. İnsan, düşünerek kendini geliştirir. Aklını kullanan, edebiyle yaşayan kişi kemale erer. Bu yol, adaletle yürünmesi gereken bir yoldur. Kişi doğrulukla ilerlemeli ve hakikati aramalıdır.

Tasavvuf bu yolda öğrenilir. Tasavvuf ve Melamilik, yaşanarak öğrenilen yollardır. Bu yola girmeyen, bu hâli tam olarak bilemez. İnsan yaşayarak öğrenir, tattıkça tanır.

Tasavvuf, şikâyet etmemeyi öğretir; şükretmeyi yaşatır. İnsan bu yolda kendini bulur. Kur’an’da geçen “Hiç akletmez misiniz?” ifadesi de bunu anlatır. Bu ifade Kur’an’da birçok yerde geçer. Örneğin Mü’minûn Suresi 80. ayette şöyle buyrulur:
“Hayatı veren ve ölümü takdir eden O’dur. Geceyi ve gündüzü düzenleyen O’dur. Hâlâ akletmez misiniz?”

Hayatı, Allah’a kul olmak için yaşamak gerekir. Bu yolda kişi; kör, sağır, dilsiz, elsiz ve ayaksız olmalıdır (manevi anlamda).

Bir hikâye ile açıklayalım:
Hz. Musa, Mısır’dan çıktıktan sonra Medyen’e giderken bir su kenarında dinlenir. Suda bir elma görür, alır ve tam ısıracakken durur. “Bu kimin elması?” diye düşünür. Bahçeyi bulur ve sahibine gider.

Bahçenin sahibi Hz. Şuayb’dır. Musa (as), elmayı izinsiz aldığı için helallik ister. Şuayb (as) ise onu affetmek için şart koşar: On yıl çalışacak ve kızıyla evlenecektir.

Ayrıca kızının kusurlu olduğunu söyler: kör, sağır, dilsiz, eli sakat ve ayağı topaldır. Musa (as) düşünür ve kabul eder. Ancak evlendiğinde kızın kusursuz olduğunu görür. Bunun üzerine Şuayb (as) şöyle açıklar:

Kördür: Harama bakmaz.
Dilsizdir: Kötü söz söylemez.
Sağırdır: Gereksiz söz işitmez.
Eli sakattır: Harama uzanmaz.
Ayağı topaldır: Kötü yerlere gitmez.

Bu kıssa, kul hakkının ne kadar hassas olduğunu gösterir.

Kul hakkına giren kişi, gerçek helallik almak istiyorsa, o kişinin gönlünü almak ve gerekirse onun istediğini yapmak zorundadır. Çünkü onu özgürlüğüne kavuşturacak başka bir yol yoktur.

Allah’a emanet olun saygıdeğer okurlarım. Paylaştıkça çoğalan sevgimiz daim olsun. Bâki olan Allah’tır.

Kul hakkı ile ilgili ayetler:
Bakara Suresi 188. ayet ve Nisa Suresi 10. ayet. Allah, kul hakkına girmemeyi emreder. Aksi hâlde, ya kuldan helallik alınır ya da hesabı Allah’a verilir.

#KulHakkı #Tasavvuf #Edep #İslamAhlakı #Maneviyat #HzMusa #Helallik #KuranıKerim #HzMevlana #Huzur #DiniYazılar #HakveAdalet #GönülEri #İnsanıkamil #AllahAşkı

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.