Son Dakika: Arıtılmış Su Fiyatlarında İndirim Yapıldı *** Başkan Ertuğrul Köy Ziyaretlerini Sürdürüyor *** Çanakkale’de 50 Şüpheli Hakkında İşlem Yapıldı *** Hava Sıcaklıkları Konusunda Uyarı Yapıldı *** 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Törenleri *** Kan Kokan Yasa Teklifi Geri Çekilmelidir *** WhatsApp Haber Hattı: 05437951277

AB Dedikleri Yer…

Yıllardır Türkiye ve Avrupa gündemini meşgul eden Türkiye’nin Avrupa Birliğine katılımı konusu her geçen gün daha da ilginç bir hal almaya başladı. Kafalara takılan soruların başında, Türkiye AB’ye girsin mi,..

AB Dedikleri Yer…
Yayınlanma: 198 Okuma

Yıllardır Türkiye ve Avrupa gündemini meşgul eden Türkiye’nin Avrupa Birliğine katılımı konusu her geçen gün daha da ilginç bir hal almaya başladı.

Kafalara takılan soruların başında, Türkiye AB’ye girsin mi, girmesin mi? Sorusu, neredeyse toplumun en önemli konusu haline geldi. Bilir kişisinden siyasetçisine, bakkalından manavına, kadınından erkeğine herkes istese de istemese de zaman zaman bu konunun başrol oyuncusuymuş gibi olaya balıklama atladı.
Peki; Türkiye AB’ye girerse ne kazanır, girmezse ne kaybeder? AB ile tam bir entegrasyon sağlanır mı? Yoksa şimdi ki gibi, üzümün sapı, incirin çöpü gibilerinden sebeplerle tam birliktelik engellenir ve Türkiye’nin içi temizlenip posası bir süre sonra atılır mı?

Avrupa Birliği, Türkiye’yi tam üyeliğe alırsa hangi sebeplerden yada özelliklerinden dolayı alır, almazsa da neden almaz? İşte bu sorular hep sorulmalı ve kantara konmalı, çıkacak sonuçta her halükarda bizim faydamıza olmalıdır.
Türkiye için Avrupa mı, yoksa Avrupa’nın bu kadar nazına, insanı çileden çıkartan isteklerine, olmazsa olmaz kurallarına (neredeyse ülkeyi onlar yönetmeye kalkacaklar) inat, oluşturulabilecek bir Ortadoğu Arap Birliği mi, yada Türkiye’nin ağabeyliği altında oluşturulabilecek Türki Cumhuriyetler Birliği mi daha avantajlı olur?
Avrupa’nın bitmez tükenmez isteklerine karşı başka projeler üretmek ve gerekirse uygulamaya koymak, Avrupa’ya ciddi bir uyarı olacaktır; Anlasalar da anlamasalar da dikkatli ve tedbirli olmak zorunda kalacaklar ve Türkiye’nin yıllardır göstermiş olduğu mücadelenin hakkını vermek zorunda kalacaklardır.
Türkiye geleceğin enerji kaynağı olan, yani bir bakıma geleceğin petrolü anlamına gelen bor madenlerine sahip çıkabilecek mi?
Hükümet yetkilileri bu konuda ne düşünüyor? Karşılıklı kozlar masaya yatırılıp, Türkiye için en iyisi yapılacak mı, yoksa yine ardarda tavizler verilip, Avrupa Birliği’ne girebilmek uğruna, Midyat’a pirince gidilirken evdeki bulgurdan olunacak mı? Şu an ki görüntü taviz verilmeyeceği yönünde görünüyor ama gelecek neler getirir neler götürür hep birlikte göreceğiz.
AB’nin olmazsa olmazlarından olan limanların Rum gemilerine açılması isteği için son süre olarak verdiği 6 Aralık tarihi bir blöf mü yaksa, bir mesaj mı?
AB süreci içinde bin dereden su getirtenler, olmadık engelleri birbiri ardına önümüze sürenler, Türkiye’nin sorunlarına neden aynı titizlikte davranmıyorlar, bu da ayrı bir soru işareti. Türkiye aleyhine olan davalarda, konularda, mangalda kül bırakmayanlar, haklı olduğumuz konularda neden sus pus olup, gündemi değiştirecek isteklerle haklılığımızı haksızlığa çevirmeye çalışıyorlar?
AB olsa ne olur, olmasa ne olur? AB’ye bağlı ülkeler kendi aralarında tam bir uyum içinde değiller ki, bize faydaları olsun. Olursa bizim onlara faydamız, katkımız olur ama onlar tam tersi bir davranış içindeler. Avusturya’nın, Finlandiya’nın, Fransa’nın, zaman zaman Belçika ve İsviçre’nin bize karşı takınmış oldukları tavırlar, saman altından su yürütmeyi alışkanlık haline getirmiş olan Yunanistan ve yardakçısı Kıbrıs Rum Kesimi ile tamamlanınca, Türkiye’nin AB’ye girmesi hayal olur.
Terör konusunda Türkiye’yi yıllarca yalnız bırakanlar, teröristleri eğitip besleyenler, İdam cezasını AB’ye giriş ile bağdaştırıp, kaldırmadılar mı? Türkiye’yi sözde gelişmişlik sınavlarına tabi tuttuklarını sanarak ve buna bizleri de inandırarak, idam cezasını kaldırtanlar, idam cezasının gelişmiş ülkelere yakışmadığını ve AB’ye girilme koşulları arasında yer aldığını söyleyenler, herhalde ABD’yi gelişmemiş bir ülke olarak görüyor olacaklar. Amaç tabii ki farklıydı ve istediklerini aldılar.
AB’ye girilmezse Türkiye batacak mı, yada tam tersi AB’ye girilirse tüm sorunlarımız bir anda sihirli bir değnek dokunmuş gibi çözülecek mi? Zaman geçiyor ve 60’lı yıllardan bu yana bir Avrupa macerasıdır sürüp gidiyor. Oysa bizler Avrupa Birliğine işçilerimiz sayesinde taaa 60’lı, 70’li yıllarda girmemiş miydik? Batmak üzere olan, büyük bir çöküntü içinde ki Avrupalılara iş gücü olarak katılmamış mıydık? Yoruma açık değil mi; Ne dersiniz?

Eski site okunma sayısı (1926)

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.