Son Dakika Haberler

Balkan Ülkeleri Gezisi

Balkan Ülkeleri Gezisi
Okunma : 121 views Yorum Yap

Geçtiğimiz hafta, çok da anlamlı bir günün gecesinde Gelibolu Ticaret ve Sanayi odasının düzenlemiş olduğu Balkan ülkeleri Gezisine katıldık..

Bulgaristan, Makedonya, Bosna Hersek, Sırbistan, Karadağ, Arnavutluk ve Yunanistan gibi ülkeleri kapsayan gezinin amacı kültürel olmasının yanı sıra aynı zamanda kaynaştırıcı olması sebebiyle bence amacına ulaştı..

Oldukça uzun yollar kat etmemizin yanında ufak tefek organizasyon eksikliklerine rağmen sanıyorum bu geziye iştirak eden herkes çok da keyif aldı..

Gezimiz, 29 Ekim gecesi başladı.. Gelibolu’dan otobüsle hareket ederek Edirne Kapıkule sınır kapısından geçerek Bulgaristan’a ulaştık.. Sofya’daki tarihi eserleri gezdik.. Senelerce Osmanlı Tebaası içerisinde var olmuş Bulgaristan’da Sofya, bana oldukça sessizliğin hakim olduğu bizim ülkemizdeki koşuşturmanın çok olmadığı hatta enerjisi oldukça düşük bir ülke izlemini verdi.. Düzenli bir trafiği olan Sofya’da bir kilise ziyaret ederek ibadet etme şekillerini de gördük.. Sabahın erken saatleri olmasına rağmen insanlar genciyle yaşlısıyla kendilerine göre Yaradanlarına ibadet ediyorlardı.. Kilisenin kapısında bir papaz kutsal suyla insanları kutsayarak inananları arındırıyordu..

Bulgaristan’dan sonra yine sarp dağ yollarından geçerek, uzun bir yolculuk neticesinde, Makedonya’nın başkenti Üsküp’e ulaştık.. Makedonya, komşu ülkeler tarafından her anlamda sıkıştırılmış bir ülke.. Doğal güzelliği, Vardar nehri ve geniş verimli Vardar Ovası dikkat çekici güzellikte..

Üsküp 1963 yılında çok büyük bir deprem yaşamış.. Nüfusunun 3’te 2’sini bu depremde kaybetmiş.. Uzun yıllar Yugoslavya’nın başkentliğini yapmış.. Bilim ve heykeller şehri.. Yenileşme çabasında bir ülke Makedonya.. Memleketimizin Kurucusu, Mustafa Kemal Atatürk’ün okuduğu Üsküp Askeri İdadisi’ni de ziyaret ettik.. Takdir edersiniz ki, burada olup da etkilenmemek bir Türk vatandaşı olarak mümkün değil.. On dakikalık bir cd seyrinden sonra gözlerimiz dolarak ayrıldık buradan.. Ve bir kere daha gurur duyduk Ata’mızla…

Makedonya’dan sonra Bosna Hersek’e geçtik.. Bizi Vişiegrad ilk yerleşim yeri olarak karşıladı.. Sokullu Mehmet Paşa Köprüsü veya Drina Köprüsü, Mimar Sinan tarafından Sokullu Mehmet Paşa adına 1577’te Drina Irmağı üzerine yapılan 11 gözlü köprüyü gördük.. Buradan geçerek başkent Saray Bosna’ya ulaştık.. Saray Bosna hepimizi çok etkiledi açıkçası.. 1.Dünya Savaşının başlamasına sebep olan 1914’te Avusturya – Macaristan Arşidükü Franz Ferdinand’ın bir sırplı tarafından öldürüldüğü köprüyü gördük.. Ama tüm bunların ötesinde, çok çile çekmiş ve hali hazırda bu çilelerin sıkıntıların izlerini yaşayan bir şehir olması, bu memleketi gezen, gören herkesi derinden vuruyor.. Alabildiğine her yerde şehitlik olan bir memleket Saray Bosna.. Ayakta kalan pek çok evin, hatta caminin duvarlarında kurşun izlerini görmeniz mümkün.. Bilge Kral Aliya İzzet begoviç’in kabrini ziyaret ettik.. Mostar Köprüsü Saray Bosna’ya gidilip de görülmesi gereken yerlerden en güzeli.. Mimar Sinan tarafından Mimar Hayrettin’e yaptırılan köprünün isminin anlamı Köprücü demekmiş.. Neretva Nehri’nden 24 metre yüksekte 30 metre uzunluğunda, 4 metre genişliğinde olan Mostar Köprüsü, dönemine göre gelişmiş bir teknolojiyle inşa edilmiş. Köprü inşaatında 456 kalıp taş kullanılmış. Köprü, inşa edildikten sonra yakınındaki şehre ismini vermiş, şehirde ticareti canlandırıp zenginleştirmiş. Böylece Mostar, Hersek bölgesinin önemli bir şehri haline gelmiş. Mostar Köprüsü, cesur sporcular tarafından yıllarca bir atlama platformu olarak kullanılmış. Geleneğe göre şehrin erkekleri, nişanlılarına cesaretlerini ispatlamak için düğün öncesinde bu köprüden atlarlarmış..

Gezimiz Sırbistan, Karadağ, Arnavutluk olarak devam etti.. Arnavutluk’a kadar gezdiğimiz, gördüğümüz her yerleşim biriminde evlerin görüntü itibariyle güzelliği ve bahçelerinin bakımlılığı hepimizi etkiledi.. Ufak bile olsa bahçelerine herkes illa ki lahana ekmiş.. Zaten yemeklerinde salata olarak da lahana salatası ve kırmızı et biberi kullanıyorlar fazlasıyla.. Et olarak da daha ziyadesiyle kuzu eti.. Hayvancılıkları da zaten genelde küçükbaş olarak gelişme göstermiş.. Arnavutluk, bizim yerleşkemizi fazlasıyla andırıyor.. Asayiş pek gelişmemiş maalesef…

Arnavutluk’tan yine Makedonya’ya geçtik.. Ohrid’de görülmesi gereken yerlerden biri.. Bizim Bodrum’umuzu andıran bir havası var.. Göl kenarına inşa edilmiş.. İncisiyle meşhur.. Doğal güzelliğine ise diyecek tek kelime yok..

Ve buradan çıkarak gezimizin son ülkesi Yunanistan’a varıyoruz.. Atamızın doğduğu şehre Selanik’e ve doğduğu eve ulaşıyoruz.. Ancak konağı maalesef mesai saatleri içerisinde yetişemediğimiz için gezemedik.. Selanik, Osmanlı’nın zamanında en işlek ve büyük liman şehri.. Fakat Osmanlı’dan kalma pek çok tarihi eser yıkılmış.. Limanı oldukça büyük.. Ancak ekonomik kriz yaşayan ülkede pek çok yerde sokak lambaları bile yanmıyor.. Bizimle, bizim kültürümüzle çok benzer yönleri var.. Gezimiz Yunanistan şehir turuyla son buldu..

İpsala gümrük kapısından geçerek memleketimize ulaştık.. Bu kadar ülke gezdik, pek çok değişik kültürle karşılaştık, sanıyorum hepimizin ortak düşüncesi şu ki, bizim memleketimiz gibisi yok.. Dışarıdan bakınca, ülkemizin ne kadar eşsiz bir yer olduğunu ve ne kadar büyük bir memleket olduğunu görüyorsunuz.. Ne kadar eşsiz bir kültüre ve tarihe sahip olduğunuzu fark ediyorsunuz.. Ve bir kere daha şükür ediyorsunuz bu memleketin evladı olduğunuza… Sen hep var ol, hep sağ ol Türkiye’m..

Sevgilerimle..(11 KASIM 2013)