Gelibolu’ya yeni bir feribot iskelesi kazandırıldı. Ancak bir ulaşım yatırımının gerçek başarısı, yalnızca gemilerin yanaşmasıyla değil, yolcuların şehir merkezine güvenli, kolay ve konforlu ulaşabilmesiyle ölçülür. Yaşlılar, engelliler, çocuklu aileler ve..
Gelibolu’ya yeni bir feribot iskelesi kazandırıldı. Ancak bir ulaşım yatırımının gerçek başarısı, yalnızca gemilerin yanaşmasıyla değil, yolcuların şehir merkezine güvenli, kolay ve konforlu ulaşabilmesiyle ölçülür. Yaşlılar, engelliler, çocuklu aileler ve turistler için küçük görünen ayrıntılar yarın büyük sorunlara dönüşebilir. Peki, yeni iskele ile kent merkezini birbirine bağlayacak bir sahil tramvayı neden araştırılmasın?
Bir gemi Gelibolu’ya yanaşıyor.
Kapılar açılıyor. Yolcular inmeye başlıyor.
Bastonuna dayanarak yürüyen yaşlı bir vatandaş…
Bir elinde bavulu, kucağında bebeğiyle ilerleyen bir anne…
Sırt çantasıyla şehir merkezine ulaşmak isteyen bir öğrenci…
Bir an önce evine gitmek isteyen hasta bir insan…
Ve tarihî yarımadayı ziyaret etmek için kilometrelerce yol katetmiş turistler…
Hepsinin zihninde aynı soru var:
“Şimdi şehir merkezine nasıl gideceğiz?”
Belki de bugün Gelibolu’da üzerinde düşünmemiz gereken en önemli sorulardan biri budur.
Yeni feribot iskelesi, ulaşım altyapımız açısından değerli bir yatırımdır. Araç yoğunluğunu azaltmak, feribot trafiğini düzenlemek ve geçiş kapasitesini artırmak önemli hedeflerdir.
Ancak bir iskele inşa etmekle, o iskeleyi şehrin yaşamına bütünleştirmek aynı şey değildir.
Gemiyi yanaştırmak ulaşımın bir aşamasıdır. Asıl mesele, gemiden inen insanın yolculuğunu da aynı özenle planlayabilmektir.
Peki, biz bunu yeterince düşündük mü?
Bir Kilometre Herkes İçin Aynı Mesafe mi?
Google Earth üzerinden yaptığım ölçümde, yeni iskele ile şehir merkezi arasında işaretlediğim güzergâh yaklaşık 1.052 metre uzunluğunda görünüyor. Gerçek yürüme mesafesi ve olası tramvay hattının uzunluğu, seçilecek güzergâha göre değişebilir.
Yaklaşık bir kilometre…
Sağlıklı bir insan için keyifli bir sahil yürüyüşü olabilir.
Peki, 80 yaşındaki bir vatandaş için?
Tekerlekli sandalye kullanan bir engelli için?
Kalp rahatsızlığı bulunan bir hasta veya kucağında bebeğiyle yürüyen bir anne için?
Mesafe haritada herkes için aynı olabilir; fakat o mesafenin insana yüklediği zorluk herkes için aynı değildir.
Bir insanın rahatlıkla yürüyebildiği yol, bir başkası için aşılması güç bir engel olabilir.
Çağdaş şehircilik yalnızca yolların uzunluğunu değil, o yolları kullanacak insanların ihtiyaçlarını da hesaba katmalıdır.
Mevcut minibüs hizmeti elbette önemli bir ulaşım imkânıdır. Ancak yoğun saatlerde, birden fazla feribotun birbirine yakın zamanlarda yanaştığı durumlarda ve yaz aylarının turist hareketliliğinde bu hizmetin yeterliliği verilerle değerlendirilmelidir.
Yolcular ne kadar bekleyecek?
Gece saatlerinde ulaşım nasıl sağlanacak?
Yaşlılar ve engelliler araçlara rahatça binebilecek mi?
Bekleme alanları yazın sıcağına, kışın yağmuruna ve Boğaz’ın sert rüzgârına karşı yeterli koruma sağlayacak mı?
Bir kış akşamı feribottan inen yaşlı bir vatandaş düşünelim. Hava kararmış, yağmur başlamış, gelen ilk minibüs dolmuş…
O insan ne kadar bekleyecek? Nerede sığınacak?
Bunlar mutlaka yaşanmış olaylar değil; kamu hizmeti planlanırken önceden değerlendirilmesi gereken olası durumlardır.
Burada yetkili kurumlara önemli bir soru yöneltmek istiyorum:
Yeni iskele planlanırken, araçsız yolcuların şehir merkezine ulaşımı için hangi kapasite hesapları yapıldı? Bu hesaplar yoğun saatlerde ortaya çıkabilecek talebi karşılamaya yeterli mi?
Bu soru bir suçlama değil, kamu hizmetinin daha iyi işlemesi için açıklığa kavuşturulması gereken bir konudur.
Dünyanın farklı şehirlerinde limanlarla kent merkezleri arasındaki ulaşım bağlantıları bütüncül biçimde planlanıyor.
İstanbul’da Kabataş ve Eminönü’nde deniz ulaşımı tramvay hatlarıyla bütünleşiyor. İskoçya’nın Edinburgh kentinde Newhaven Limanı çevresi tramvayla şehir merkezine bağlanıyor. Malta’nın başkenti Valletta’da ise feribot yolcularının ulaşımını kolaylaştırmaya yönelik minibüs bağlantıları denenmiş.
Bu örneklerin ortak noktası kullanılan aracın türü değil; denizden inen yolcunun güvenli ve düzenli biçimde yolculuğuna devam edebilmesidir.
Gelibolu neden benzer bir ulaşım anlayışını değerlendirmesin?
Gelibolu’ya Bir Sahil Tramvayı Neden Yapılmasın?
Vİşte bu noktada somut bir önerim var:
Yeni feribot iskelesi ile şehir merkezi arasında, sahil güzergâhını değerlendiren küçük ölçekli bir elektrikli tramvay hattı neden araştırılmasın?
Feribot saatleriyle uyumlu çalışan, alçak tabanlı ve erişilebilir araçlarla hizmet veren böyle bir sistem, uygun koşullarda yolcuların şehir merkezine ulaşımını kolaylaştırabilir.
Yaşlılar daha rahat seyahat edebilir. Engelli vatandaşlarımızın ulaşım seçenekleri artabilir. Çocuklu aileler ve turistler kent merkezine daha konforlu ulaşabilir.
Sahil ile çarşı arasındaki hareketlilik güçlenebilir. Yerel esnaf ve turizm faaliyetleri bundan yararlanabilir.
Üstelik bugün yalnızca iskele ile şehir merkezi arasında düşünülen bir bağlantı, gelecekte ihtiyaçlar ve ekonomik koşullar uygun olduğunda daha geniş bir ulaşım ağının başlangıcı olabilir.
Ancak burada önemli bir ayrımı özellikle vurgulamak istiyorum:
Bu düşünce tamamlanmış bir mühendislik projesi değil, bilimsel olarak değerlendirilmesini önerdiğim bir ulaşım seçeneğidir.
Sahil yolunun genişliği, zemin koşulları, mevcut altyapı, kıyı güvenliği, yaya hareketliliği, yolcu kapasitesi ve yatırım maliyeti uzmanlar tarafından incelenmelidir.
Raylı sistem teknik veya ekonomik açıdan uygun bulunmazsa, aynı ihtiyacı karşılayabilecek erişilebilir elektrikli ring araçları da değerlendirilmelidir.
Önemli olan tramvay yapmakta ısrar etmek değil, Gelibolu için en güvenli, verimli ve sürdürülebilir çözümü bulmaktır.
Bir vatandaşın sorunu dile getirmesi, bir araştırmacının riskleri ortaya koyması ve çözüm önermesi değerlidir. Bu önerileri teknik projeye dönüştürmek ise ilgili kurumların ve uzmanların sorumluluğundadır.
Bu nedenle Gelibolu Belediyesi’ni, ilgili ulaştırma kurumlarını, şehir plancılarını ve mühendisleri ortak bir değerlendirme yapmaya davet ediyorum.
Yeni iskele ile kent merkezi arasındaki gerçek yolcu yoğunluğu ölçülsün. Mevcut minibüs kapasitesi ve sefer aralıkları incelensin. Sahil tramvayı, elektrikli ring araçları ve diğer ulaşım seçenekleri maliyetleri ve toplumsal faydaları bakımından karşılaştırılsın.
Sonuçlar kamuoyuyla paylaşılsın.
Bir fikrin değeri, onu kimin söylediğiyle değil, insan hayatına sağlayabileceği faydayla ölçülmelidir.
Elbette tramvay gibi uzun vadeli bir projenin araştırılması zaman alabilir. Ancak bugünün yolcusunun ulaşım ihtiyacı ertelenemez.
Feribot saatlerine uygun minibüs seferleri, yoğun saatlerde ilave araçlar, engelli erişimine uygun taşıtlar, gece ulaşımı, yeterli aydınlatma ve dört mevsim kullanılabilecek güvenli bekleme alanları öncelikle değerlendirilmelidir.
Ulaşım ücretleri de vatandaşın ekonomik koşulları gözetilerek ele alınmalıdır.
Geleceğin ulaşımını planlamak, bugünün insanını bekletmek anlamına gelmemelidir.
Bu yazı, Gelibolu’ya yapılan yeni iskele yatırımına karşı bir tutum değildir. Tam tersine, bu değerli yatırımın daha işlevsel, erişilebilir ve uzun ömürlü olmasını amaçlayan yapıcı bir çağrıdır.
Bir kamu yatırımının verimliliği yalnızca kendi kapasitesiyle değil, bağlantılı olduğu diğer hizmetlerle ne kadar uyumlu çalıştığıyla da ölçülür.
İyi yönetim, sorun ortaya çıktıktan sonra çözüm aramakla sınırlı kalmamalıdır. Olası ihtiyaçları önceden görerek insan hayatını kolaylaştıracak sistemler geliştirebilmelidir.
Gemiyi İskeleye Yanaştırdık, Peki İnsanı Şehre Ulaştırabildik mi?
Bir şehrin gelişmişliği yalnızca inşa edilen limanlarla, yollarla, binalarla veya açılış törenleriyle ölçülmez.
O şehirde yaşayan insanların hayatının ne kadar kolaylaştığıyla da ölçülür.
Bir yaşlı bastonuna daha az yüklenerek yolculuk edebiliyorsa…
Bir anne çocuğuyla güven içinde evine ulaşabiliyorsa…
Bir engelli başkasına bağımlı kalmadan toplu taşıma hizmetinden yararlanabiliyorsa…
Bir hasta ulaşım aracı beklerken çaresizlik yaşamıyorsa…
İşte o zaman yapılan yatırım gerçek anlamda insan hayatına dokunmuş demektir.
Gelibolu’ya yeni bir iskele kazandırıldı.
Şimdi onu şehir merkeziyle bütünleştirecek ulaşım çözümlerini düşünmenin zamanıdır.
Belki bir sahil tramvayıyla…
Belki başka bir çağdaş ulaşım modeliyle…
Ama mutlaka insanı merkeze alan bir anlayışla.
Çünkü bir yatırımın gerçek büyüklüğü, kapladığı alanla değil; dokunduğu insan hayatını ne kadar kolaylaştırdığıyla ölçülür.
Levent Zebek
Yerli ve Millî Parti Gelibolu İlçe Başkanı
Stratejik sistem mimarı
Kaynak notu: Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı – Gelibolu Yeni Feribot İskelesi (2026); Metro İstanbul – T1 ve T5 tramvay hatları; Edinburgh Trams – Newhaven bağlantısı; Avrupa Birliği CIVITAS – Valletta feribot bağlantısı uygulaması; Google Earth – kişisel güzergâh ölçümü.
#GeliboluYeniFeribotİskelesi #Ulaşım #Şehircilik #SahilTramvayı #TopluTaşıma
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.