Son Dakika Haberler

Kutsal Topraklara Yolculuk – 1

Kutsal Topraklara Yolculuk – 1
Okunma : 13 views Yorum Yap

Biraz gündemden uzaklaşmak adına, hatta geçen hafta Ayşe Arman’ın köşesinde yazdığı, benim de uzun zamandır yazmak isteyip gündemin yoğunluğundan bir türlü fırsat bulamadığım kutsal topraklara yaptığım yolculuk bu haftaki yazım.

2012 yılının Şubat ayının 15’inde aslında buraya gitmek için yola çıkan bizlerin belki de içimize yaptığımız bir yolculuktu Mekke’ye ve Medine’ye gitmek.

Kayınvalidem kendisine eşlik etmek için bu seyahate gelip gelmeyeceğimi sorduğunda, hayallerimden birini gerçekleştirebilmemin sevinciyle severek kabul ettim bu teklifi. Sonrasında hiç niyeti yokken eşim de ikna olarak bize katıldı ve 21 günlük şahane bir yolculuk başladı bizler için.

Çanakkale grubuyla yola çıktık, Gelibolu’dan 10 kişi katıldık bu gruba. Hepimiz çok heyecanlıydık ama ben her şeyin dibini yaşayan bir yapım olduğu için ve galiba bu duygularımı da çok yansıttığım için biraz daha heyecanlıydım.

Çok kalabalık bir topluluk tarafından uğurlandık, herkesin yakınları, aileleri, dostları geçirmeye gelmişti sevdiklerini. Dualar ve ilahiler eşliğinde yola çıktık, hepimiz hem sevdiklerimizden ayrılmanın, hem de manevi olarak bu deneyimi ilk defa yaşayacak olmamızdan ötürü inanılmaz heyecanlıydık.

Gözlerimiz dolu dolu, dilimizde ve gönlümüzde dualar, yüreğimiz ise inanılmaz coşkuluydu. Umre’ye gideceğimizi duyan pek çok insanda aynı merak, ”Kapanacak mısın Umre’den gelince? Daha erken değil mi? Gelince yerine getirebilecek misin tüm ibadetleri” gibi bir sürü soru.

Kaldı ki, ben zaten dini ritüellere uygun yaşıyordum.. Yaşadığım süre içerisinde hiç böyle kapandığımı hatırlamıyorum. Üzerimde cilbab, başımda başörtüm, bir de aslında oranın rengi olan ve tasavvufa göre hiçliğin sembolü siyahlara büründüm. Oralara gitmeden de bilgi edinmek adına neredeyse okumadığım kitap kalmamıştı, herşeyi güya biliyordum gitmeden.

Diyanet’in düzenlediği bir umre turuydu bu organizasyon. Siz listeye yazıldıktan hemen sonra pasaport işlemleriniz hallediliyor, eğer kadınsanız ve 45 yaş altındaysanız size erkek bir vekil tayin ediliyor (bana göre en kötüsü bu). Ama özel tur şirketlerinde parayı verince o da hallediliyor!!

Gitmeden, size Müftülük tarafından bir kurs veriliyor ve yanınızda olması gereken çanta, kitap, cd gibi gereçler.. Bu arada gittiğiniz grubun Hocası da çok önemli, size bu yolculukta rehberlik eden. Bundan dolayıdır ki, genç dinamik ve bizi anlayabilen, yönlendirebilen, bizim isteklerimize cevap verebilen, işini aşkla yapan hocamız İsmet Avcı’ya da buradan ne kadar teşekkür etsem az.

İstanbul’a kadar ki olan yolculuğumuz ilahiler ve Kur’anlar okunarak geçti ve umre yolculuğundaki arkadaşlarımızı tanımaya çalışarak. Kimisi daha evvel de gitmişti Umre’ye ve Hac’ca. Onlar da daha evvelki deneyimlerini paylaştılar yol boyunca bizlerle. O zamana kadar bir kere gidenlerin niye yeniden gitmek istediklerini anlayamayan ben, hayretle onları dinliyordum, oysa oralara gidip geldikten sonra fikrimin değişeceğinden haberim yoktu.

Vakit namazlarını belli tesislerde eda ettikten sonra Hava alanındaki işlemler de tamamlandıktan sonra sıra İhram namazına gelmişti. Kadınlar zaten üzerindeki kıyafetlerle ihramlı sayılırken, erkekler ihrama girdi. Kılınan ihram namazıyla birlikte uçakta yerlerimizi aldık.

Suudi Arabistan uçağıyla yolculuğumuzun en önemli kısmı başladı. Çok kalabalıktı kafilemiz, başka gruplarda bize katılmıştı. Yaklaşık 2 buçuk saat süren yolculuğumuz sırasında bizlere ihram yasakları hatırlatıldı ve geniş bilgiler verildi.

Suudi Arabistan topraklarına yaklaştığımızda ise tüm hacılar (böyle hitap ediliyor, bu topraklara gidenlere) hep bir ağızdan; Lebbeyk Allahümme Lebbeyk Lebbeyke lâ şerîke leke Lebbeyk İnnel hamde venni’mete Lekevel Mülk Lâ şerîke lek.. Anlamı: “Buyur Allah’ım buyur işte kapına geldim, buradayım. Senin eşin ve benzerin yoktur. Bütün hamdler, şükürler yalnızca sanadır ve mülk senindir” diyerek, bir nevi niyetlendik.

O an birlik olmanın huzurunu öyle içinizde hissediyorsunuz ki, sen yok, ben yok, hiç birşey yok. Sadece Yaradan var, şükür var, gözyaşları var. Hiçbir şeyi düşünmüyorsunuz, ne arkada bıraktıklarınızı, ne çocuklarınızı, ne işinizi.

Sadece size emanet edilen dualar var, istekler var, yakarışlar var aklınızda. En kıymetlileriniz bile kalırken geride, siz sadece huzurda olmanın keyfini çıkarmaya çalışıyorsunuz, bin bir hamdla..

Sevgilerimle…