Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda görüşülen kanun teklifinin 4’üncü maddesi, ceza hukukunun temel ilkeleri ve çocuk hakları ekseninde meclis kürsüsünde yoğun tartışmalara neden oldu. Söz konusu düzenlemenin suçun..
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda görüşülen kanun teklifinin 4’üncü maddesi, ceza hukukunun temel ilkeleri ve çocuk hakları ekseninde meclis kürsüsünde yoğun tartışmalara neden oldu. Söz konusu düzenlemenin suçun önlenmesinde etkili olup olmayacağı milletvekilleri arasında farklı görüşleri beraberinde getirdi.
Teklif Hangi Düzenlemeleri İçeriyor?
Görüşülen 4’üncü madde;
Aile hukukundan doğan bakım ve gözetim yükümlülüğünün ihlali hâlinde cezaların artırılmasını,
Hamile eşini veya birlikte yaşadığı ve kendisinden gebe olduğunu bildiği kadını çaresiz durumda terk eden kişilere daha ağır yaptırımlar uygulanmasını,
Çocuklarının ahlakını, güvenliğini ve sağlığını ağır şekilde tehlikeye atan anne ve babalara verilen cezaların yükseltilmesini öngörüyor.
Teklifin en çok tartışma yaratan unsuru ise, anne ve babanın bakım yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda, çocukların yıllar sonra kasten öldürme veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu işlemesi hâlinde ebeveynin cezasının yarısının 2 katına kadar artırılabilecek olması gösterildi.
“Hukuk Devletinde İyi Niyet Kötü Kanun Yapmanın Gerekçesi Olamaz”
Düzenlemeye yönelik eleştirilerde, çocukların korunmasına ve aile içi ihmallerin yaptırımsız kalmamasına kimsenin itiraz etmediği vurgulandı. Ancak “iyi niyetin kötü kanun yapmanın gerekçesi olamayacağı” ifade edilerek mevcut düzenlemenin hangi bilimsel çalışma, istatistik veya etki analzine dayanılarak hazırlandığının belirsiz olduğuna dikkat çekildi.
Kriminoloji bilimine atıfta bulunulan değerlendirmelerde, suç davranışının tek bir sebebe bağlanamayacağı; yoksulluk, eğitim olanakları, madde bağımlılığı, şiddet ortamı, akran çevresi ve psikolojik faktörlerin suç üzerinde belirleyici rol oynadığı ifade edildi. Karmaşık bir sosyal sürecin yalnızca anne ve babanın ihmaliyle açıklanmasının ceza hukukunun nedensellik ilkesiyle bağdaşmadığı savunuldu.
“Devlet Kendi Sorumluluğunu Devrediyor”
Eleştirilerin odak noktasından biri de devletin sorumlulukları oldu. Çocuğun geleceğinden yalnızca ailenin sorumlu tutulamayacağı belirtilerek; yoksullukla mücadele, nitelikli eğitim, çocuk koruma sistemlerinin güçlendirilmesi, bağımlılıkla mücadele merkezleri ve psikososyal destek hizmetlerinin devletin asli görevleri arasında yer aldığı hatırlatıldı. Devletin kendi yükümlülüklerini yerine getirmeden yalnızca cezaları artırmasının, sorumluluğu devretmek anlamına geldiği vurgulandı.
“Belirsizlik Keyfîlik Doğurur”
Kanun metnindeki ifadelerin sınırlarının net olmadığını savunan eleştirilerde, “hangi ihmalin, kaç yıl sonra işlenen suçun ve hangi delille kurulacak illiyet bağının” kanunda yer almadığına dikkat çekildi. Belirsiz ceza normlarının hukuk güvenliğini ortadan kaldırdığı ve bunun da adalet yerine keyfîliğe yol açabileceği uyarısında bulunuldu.
Tartışmaların sonunda, çocukları korumanın yolunun cezaları artırmaktan ziyade aileyi güçlendirmek, eğitimde fırsat eşitliği sağlamak, koruyucu ve önleyici hukuk politikalarını yaygınlaştırmak ve psikolojik destek mekanizmalarını artırmaktan geçtiği vurgulandı.
#TBMM #CezaHukuku #HukukDevleti #ÇocukHakları #YeniParti #İsmetGüneşhan #MeclisGündemi #TürkiyeHaberleri
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.