Son Dakika: Köylerde “Dumansız” Seferberlik *** Büyük İskender’in Gizemi Çanakkale’de Çözüldü *** CHP’li Güneşhan: “Yarım Asırlık Fatura Çanakkale’ye Kesildi” *** Orman Yangınlarına Karşı Dev Zirve *** Rumeli’ye Geçişin 672. Yılı Kutlanıyor *** WhatsApp İletişim: 05437951277

Ne Buluyorlar?

Son yıllarda o kadar çok siyasi gel gitler yaşadık ki, neye inanacağımızı ve kime güveneceğimizi gerçekten şaşırdık. Aslında gel’den çok git’ler yaşadık. Akla, izana, ülküye, sevdaya ve davaya zıt git’ler……

Ne Buluyorlar?
Yayınlanma:

Son yıllarda o kadar çok siyasi gel gitler yaşadık ki, neye inanacağımızı ve kime güveneceğimizi gerçekten şaşırdık.

Aslında gel’den çok git’ler yaşadık.

Akla, izana, ülküye, sevdaya ve davaya zıt git’ler….

Mesela, zamanın behrinde bir Soylu vardı.

Özü, sözü bir sandığımız, omurgası var zannettiğimiz ve gerçekten Soylu olduğuna inandığımız bir Süleyman Soylu…

Mangalda kül bırakmaz, sözünü sakınmaz bir AKP karşıtı, sözüm ona memleket ve halk sevdalısı Süleyman Soylu…

Hiçbir şey olmasa dahi bir şey oldu ve birden AKP’ye gitti.

Çok sert bir “U” dönüşüydü!

Bu dönüşteki savrulmanın etkisiyle Ne omurga kaldı, ne karakter! O gün bu gündür sadece sahibinin sesi oldu.

Yine 2010’larda, bir Tuğrul Türkeş vardı. Türkiye’de Milliyetçi Hareket’in kurucusu Rahmetli Alparslan Türkeş’in oğluydu. Babasının hatrına hatrı sayılır ve kredisi de çoktu. MHP gibi bir parti, Tuğrul Türkeş’e güvenmeyip de kime güvenecekti?

Uzun yıllar MHP yönetiminde yer aldı ve adının da hakkını vererek, AK Parti’ye karşı çok sert bir muhalefet yaptı. MİT tırları ile Suriye’deki Türkmenlere gönderildiği iddia edilen silahlarla ilgili olarak: “Vallahi ve billahi o silahlar Türkmenler’e gitmiyordu. Türkmenlere bir çakı bıçağı dahi verilmedi” sözleri hala hafızalarımızdadır.

Fakat kısa bir süre sonra, o da AKP’ye gitti.

Yıl 2015’di ve bu gidiş; Ülkücü Hareket içinde çok büyük bir sosyolojik kırılmaya neden olacaktı.

Sonradan anlıyoruz ki Tuğrul Türkeş’in gidişi sadece bir “Konakçı Heyeti” hareketiymiş, daha kimler kimler gidecekti.

Hatta bu Tuğrul Türkeş, peşinden MHP Genel Başkanı’nı bile AKP’ye sürükleyecekti.

Mesela meydanlarda ipler atan, AKP’ye ve Erdoğan’a ana avrat sövmek dışında neredeyse demediğini bırakmayan biri vardı…

Hani şu “Kürdistan’a açık kapı bırakandan Cumhurbaşkanı olmaz. Türkiye’yi birbirine düşürmeye azmedenden, toplumu kamplara ayırandan Cumhurbaşkanı olmaz.

Şehitlerin vebalini ve kanını taşıyan bebek katiliyle müzakere yapandan, teröristlere kucak açandan Cumhurbaşkanı olmaz.

Vatanı bölme, milleti 36’ya ayırma hedefinde olandan Cumhurbaşkanı olmaz.

Hukuka saldırandan, adaletten kaçandan, rüşvetçilere ve hırsızlara kol kanat gerenden Cumhurbaşkanı olmaz.

Villalara balya balya dolar yığandan, kamu arazilerini zimmetine geçirenden, evdeki parayı sıfırlarken haysiyet ve inandırıcılığını da sıfıra düşürenden Cumhurbaşkanı olmaz.

TSK’ya kumpas kurandan başkomutan olmaz. Türklüğü reddeden, TC’yi silen, milliyetçiliği ayaklar altına alan bir inkarcıdan Türkiye’ye Cumhurbaşkanı olmaz.

İki yanlıştan bir doğru çıkmaz, tekeden süt sağılmaz, balda tuz bulunmaz, suda ateş yanmaz, Recep Tayyip Erdoğan’dan da Cumhurbaşkanı olmaz.

Siyasi görüşü, fikri aidiyeti, mezhebi ne olursa olsun, ister AKP’li, ister MHP’li, isterse de CHP’li olsun her vatan evladından Cumhurbaşkanı olur, ne var ki Recep Tayyip Erdoğan’dan olmaz” diyen bir Bahçeli vardı.

Hiç kimse bu kadarını beklemiyordu. Fakat bu zat yalnızca kendisi değil, partisiyle birlikte gitti ve AKP saflarının en ateşli savunucusu oldu.

Modern çağın Çerkes Ethemi sayılabilecek bu zattaki, bu zıt dönüşüm baş döndürücüydü.

Bu döneklik sonucu Türkiye’deki milliyetçi cephe ilk defa bütünlüğünü kaybederek yarılmış oldu!

Bu yakın tarihin en büyük dönekliğinin esas sebebinin ne olduğu hala daha tartışılmaktadır.

Mesela Bir Mehmet Ali Çelebi vardı…

Çoğunuz bu döneği Teğmen Çelebi diye bilirsiniz.

FETÖ ve AKP işbirliğiyle tertiplenen Ergenekon ve Balyoz kumpaslarının mağdurlarından biriydi.

Sözüm ona Mustafa Kemal’in askeriydi.

CHP içine konulmuş bir guguk kuşu yumurtası olduğundan bihaber olan CHP’liler tarafından korunup kollandı, elinden tutulup ayağa kaldırıldı ve hatta CHP oylarıyla milletvekili yapılarak, milletin meclisine kadar taşındı.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin zayıflatılması,
FETÖ yapılanması, Dış politika ve Cumhurbaşkanlığı sistemi
konularında AKP’yi en sert eleştiren milletvekillerinden biri oldu.

Bu çocuktan daha omurgalı kim olabilir deniliyordu.

Ama o da ne?

CHP ile HDP’nin yakınlaştığını ileri sürerek ve “PKK-Öcalan severlerin hoş görüldüğü denklemlerde olmam düşünülemez” diyerek CHP’den ayrıldı ve o da AKP’ye gitti. Yıl 2021 idi.

Hangi dağa güvensek üzerine karlar yağıyordu!

Sonra Milliyetçi geçinen ve insanları çok da iyi kandıran bir Sinan Ogan vardı.

Erdoğan’ı her konuda eleştiren, IŞİD ve
göçmen politikalarına şiddetle karşı çıkan bir tiplemeydi…

Plana sadık kalarak, Zafer Partisi ve Ümit Özdağ’la birlikte yol yürüdüğü düşünülüyordu…

Nasıl ikna edildi, neyle satın alındı? Hala daha tam olarak bilinmiyor. Ama bingooo…

2023 yılındaki Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçiminin hemen öncesinde AKP saflarına geçtiğini duyurdu.

Bu olay, belki de son yılların en büyük seçmen şokuydu!

Bir Nebi Hatipoğlu vardı. Sözüm ona İYİ Parti milletvekiliydi. AKP’nin ekonomi ve yönetim politikalarını eleştiriyordu. O da AKP’ye gitti.

Fakat bu İYİ Partinin gördüğü en büyük şok değildi. Yani turpun büyüğü henüz torbadaydı!

Zorlu bir turp…

Bir Kürşad Zorlu vardı. Ağır abi diye bilinenlerden, akademisyen ve İYİ partinin beyin takımından sayılanlardandı.

Hatta bu partinin sözcüsüydü. AKP’yi en acımasız eleştirenlerdendi. Hatta bizzat katıldığım bir görüşmede bana “Hocam boş verelim bütün bunları, biz bu AKP’yi nasıl yıkarız, siz bana bunu söyleyin?” diyenlerdendi.

Ne oldu, ne değişti bilinmez. Adam bir anda döndüğünü ve AKP’ye katıldığını açıkladı!

Bu büyük dönekliğin sosyolojik etkisi;
İYİ Parti’nin entelektüel ve Türk dünyası eksenli seçmen tabanında büyük bir kırılma yarattı.

Yok artık bu kadarı da olmaz denilirken daha neler neler oldu.

Bir Özlem Çerçioğlu vardı.

CHP’nin topuklu efesiydi…

“Ya bize katılırsın ya içeri atılırsın” furyası içerisinde CHP’nin ilk topuklayan efesi oluverdi.

E ortada bir örnek olunca, başka emsalleri de ortaya çıkmakta gecikmedi.

Bir Burcu Köksal vardı…

CHP’nin içinde kök salmıştı.

CHP’nin en güvenilen milletvekilleri arasındaydı. Afyon’un birçok köyünü ve kasabasını adım adım gezip bu köy ve kasabaları AKP’den koparıp CHP’ye katan, çok çalışkan bir hanımdı.

CHP’nin: sert muhalefet yapan, milliyetçi çizgide duran, AKP’yi en ağır biçimde eleştiren isimlerinden biriydi.

2024 yerel seçimlerinde Afyonluların teveccühüyle memleketim olan Afyonkarahisar’da CHP’den belediye başkanı olarak seçildi.

Her şey masallardaki kadar güzel görünüyordu, çabuk uyandık.

Medyaya yansıyan iddialara göre kendisi temiz kalmış olsa bile, kocası kirliydi. Ya bedel ödeyecekti ya da döneklik yapacaktı.

O da aynı topuklayan efe gibi, kolay olanı seçti ve AKP’ye topukladı. Seçmenin öfkesi hala daha canlı.

Bir Enver Yılmaz vardı, Nebi Tepe vardı, Mücahit Yanılmaz vardı. Hepsi yanıldılar ve birer fırıldak gibi dönerek AKP’nin yolunu tuttular.

Git’ler bir türlü bitmiyordu.

Fakat, tam da bu günlerde farklı bir şey oldu.

Hani hep CHP’den AKP’ye gitmeler oluyordu ya…

Bu sefer AKP’yi CHP’nin içine getirdiler.

Hem de genel merkezinin tam da göbeğine!

Bu geliş öyle CHP’ye katılmak için falan değil, Mustafa Kemal’in partisini istila için! Türkiye Cumhuriyeti’nin sigortası olan kadim bir yapıyı parçalamak için, düşmanca bir geliş!

Taşeronu ise, zamanında “dört bakan bir baş çalan” sloganının mucidi olan “Gandi Kemal”, şimdilerde ise “Hain Kemal”…

Bilinir ki en büyük hırsıza en büyük soygunu, en büyük düzenbaza da en büyük kumpası kurdururlarmış.

Meğerse yuvadaki hain guguk kuşu yumurtası bu sefer de Gandi Kemal’miş!

Görünen odur ki Bahçeli ile Kılıçdaroğlu’nun amacı: AKP’nin pusulasız ve omurgasız taşeronları olarak, Erdoğan hayatta kaldığı süre boyunca AKP’yi iktidarda tutmak ve Erdoğan’ı yargıdan kurtarmak…

Burada amaç belli onu anladık.

Gece ile gündüz bir anda, iyi ile kötü bir arada bulunmaz, bunu da biliyoruz.

Biliyoruz lakin, gördüğünüz gibi gidişler sadece bunlardan ibaret değil. O, bu, şu… Hiç ummadığımız karakter(siz)ler mütemadiyen AKP’ye gidiyorlar.

Esas soru şu: Gidiyorlar da bunlar AKP’de ne buluyorlar? AKP bu omurgasızlara, diğer partilerin veremediği neyi veriyor?

İşin sosyolojisini, psikolojisini ve stratejisini anlamanın tek yolu bu.

Bunu araştırmak ve bulmak psikologların, sosyologların ve analistlerin işi, benim işim ise karakter…

Çünkü siz, bilerek veya bilmeyerek; mayanız, kültürünüz ve karakteriniz neyse onu ortaya koymaktasınız ve sizin ortaya koyduğunuz her şey sizi ortaya koymaktadır.

Karakterden yola çıkarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki bunlar; kendi karakterlerini ortaya koyuyorlar ve AKP’de tam olarak kendilerini buluyorlar.

Bütün bu dönekler AKP’de:
* Kendi karaktersizliklerini,
* Kendi omurgasızlıklarını,
* Kendi hırsızlıklarını,
* Kendi yalancılıklarını,
* Kendi riyakarlıklarını,
* Kendi iki yüzlülüklerini,
* Kendi haksızlıklarını,
* Kendi hukuksuzluklarını,
* Kendi milliyetsizliklerini,
* Kendi düzenbazlıklarını
Ve kendi ihanetlerini buluyorlar.

Hiçbir zaman haktan, hukuktan, devletten ve milletten yana olmayan bu omurgasızlar, aynı aynadaki yansımaları gibi…

AKP’de kendilerini buluyorlar.

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.