Son Dakika: Emre Dalkılıç ile “Nasıl Kazandılar” Söyleşisi Gelibolu’da *** Çanakkale’de 7. Yerel Tohum Takas Şenliği Başlıyor *** Gelibolu’da Sağlıklı Yaşam Seferberliği: “Azı Karar, Çoğu Zarar” *** Çanakkale’den Anlamlı Mesaj: “Her Engeli Birlikte Aşıyoruz” *** Türk Okçuluğu Çin’de Tarih Yazdı *** WhatsApp İletişim: 05437951277

Paşa…

Paşa önemli… Türk örfünde, hem yüksek bir rütbeyi, hem de büyük bir saygınlığı temsil eder. Paşa, aynı zamanda bir devlet büyüğüdür. Paşa, Ordu’nun stratejik planlamalarını yapan ve emir ve komutasını..

Yayınlanma: 25 Okuma

Paşa önemli…

Türk örfünde, hem yüksek bir rütbeyi, hem de büyük bir saygınlığı temsil eder.

Paşa, aynı zamanda bir devlet büyüğüdür.

Paşa, Ordu’nun stratejik planlamalarını yapan ve emir ve komutasını da üstlenen kurmay akıldır.

Paşa dediğin adam: Görünmeyeni gören, bilinmeyeni bilen, sezilmeyeni sezen, disiplinin abidesi, planlamanın ana unsuru, liyakatin vücut bulmuş hali ve liderliğin nirvanasıdır.

Paşa; on binlerce canın ve dahi milletin kaderinin emanet edildiği, tecrübenin ve vatanseverliğin ta kendisidir.

Mesela Gazi Osman Paşa, Kazım Karabekir, Fevzi Çakmak, İsmet İnönü…

Mesela Mustafa Kemal Paşa…

Bunlar gerçekten paşaydı.

Aslında olması gerekeni de buydu. Fakat gelin görün ki, Türk tarihi ne paşalar gördü.

Mesela Hasan Tahsin!

Arnavut asıllıydı.

Modern anlamda hiçbir kurmaylık eğitimi almamıştı.

Alaylı ve jandarma kökenli sıradan bir subaydı.

Balkan Savaşı patlak verdiğinde, Korgeneral rütbesiyle, Selanik’teki 8. Geçici Kolordu Komutanlığı’na atandı.

Atandı da ne oldu?

Bu liyakatten, askeri stratejik eğitim ve tecrübeden yoksun, vatan haini Hasan Tahsin; o güzelim Selanik’i, Veliaht Prens I. Konstantin’e kendi elleriyle teslim etti!

Yunan Ordusu’na eşit (26.000 kişilik) bir kuvvete, yeteri kadar erzaka, topa, tüfeğe ve cephaneye sahip olmasına rağmen; öngörüden, stratejik akıldan ve liyakatten yoksun olması nedeniyle, Selanik’i Yunan’a teslim etti!

Üstelik, tek bir kurşun bile atmadan teslim etti!

Mesela bir 7/8 Hasan Paşa vardı…

Elif’i görse mertek zanneden, zır cahilin tekiydi.

Osmanlı Ordusuna bir er olarak girmişti. Ama her nasıl olduysa Mareşal olarak emekli olacaktı.

Hiç okuma yazma bilmezdi. Ama bir şeyleri de imzalaması gerekiyordu. Nasıl öğrendiyse, imzasını Arapça 7 ve 8 rakamlarına benzer şekilde atıyordu. Bu yüzden lakabı Yedi Sekiz Hasan Paşa olarak kaldı.

Peki, bu cahil, nasıl mı Paşa oldu?

Onu paşa yapan olay, 1878’deki ünlü Çırağan Sarayı Baskını’dır.

Bu olayda gazeteci ve siyasetçi Ali Suavi, Sultan V. Murad’ı yeniden tahta çıkarmaya çalışmıştı. İşte bu Hasan Paşa bu olayda, Ali Suavi’nin başına bir sopayla vurup onu öldürdükten sonra, bir anda II Abdülhamit’in gözdesi oldu.

Abdülhamit de “Hasan kulum Paşa ola” deyince anında paşa yapıldı ve ferik yani korgeneral rütbesiyle Beşiktaş Muhafızlığı’na getirildi.

Birilerinin gözdesi olmak önemli.

Neden? Olmazları oldurur da ondan.

Yine aynı Abdülhamit’in, hiçbir askeri eğitimi olmadığı halde, başkâtibi olan bir başka Hasan Tahsin’i daha “bu kulum da paşa ola” diyerek paşa yaptığını biliyoruz da ondan.

Zaten bize balkan bozgununu yaşatan ana sebep de, siyasetin orduya nüfuz etmesi, liyakatsiz paşaların en üst görevlere atanmış olması, alaylı ve mektepli çatışmaları değil miydi?

Daha yakın zamana geldiğimizde, dillere destan bir Paşamız daha vardır.

Damat Ferit Paşa…

Hiçbir askeri eğitimi ve hiçbir askeri başarısı yoktu!

Esasen asker bile değildi.

Hainin, düzenbazın ve şerefsizin önde gideniydi.

Milli mücadele karşıtı, İngiliz yandaşıydı!

Kuvayı Milliye’ye Karşı, İngiliz desteğiyle Kuvayı İnzibatiye adı altında ayrı bir ordu kurarak iç savaşı tetiklemeye çalışan bir şerefsizdi!

İyi de böyle bir şerefsiz nasıl paşa yapıldı?

Padişah Abdülmecid’in kızı Mediha Sultan ile evlendi…

Eh koskoca Padişah Damadı ve Abdülmecid’in gözdesi… Sıradan bir adam olarak mı kalacaktı?

Gelsin bakalım paşalık, ardından vezirlik ve onun ardından da sadrazamlık!

Haa, unutmadan bir de Kaptan-ı Derya Hüseyin Paşa’mız vardır.

Gürcü veya Abaza kökenliydi.

Küçük yaşta Saray’a alındı. Enderun sistemi içinde yetişti.

Bu arada Padişah III. Selim’in gözdesi oldu.

Eh gözde olduğunda, liyakat de sözde oluyordu!

Yüzme bilir miydi bilmiyoruz. Ama Denizle veya denizcilikle hiçbir alakası olmayan kendine münhasır bir şahsiyetti.

Üstelik yaşı da çok gençti.

Fakat buna rağmen Paşa yapılarak, 34 yaşında vezir, 35 yaşında da Kaptanı Derya, yani Deniz Kuvvetleri Komutanı yapıldı.

Çünkü padişahımız efendimiz ne derse o oluyordu. Astığı astık kestiği kestik, vezir yaptım vezir, paşa yaptım paşa!

Görünen odur ki, yüzlerce yıllık devlet geleneğimizde geçen asırlara rağmen, bazı kötü şeyler ne yazık ki, hiç değişmeden kalabiliyor.

Oysa yüzyılın medeniyet devrimini gerçekleştiren Cumhuriyet’in hedefi: Kulluktan bireyliğe, tek adamlıktan millet idaresine ve torpilden ziyade liyakat geçişi gerçekleştirmekti. Aslında bu hedefler kısmen de olsa gerçekleşmişti.

Ama ne yazık ki, son yıllarda Türk milletinin yanlış seçimleri ve Cumhuriyet düşmanlarının aşırı güçlenmesi, Cumhuriyetin kazanımlarının birçoğunu yok etti!

Müthiş bir gericilik baş gösterdi.

Gelinen noktada, Osmanlı idaresini aratmayacak uygulamalar baş göstermektedir.

Bugün de benzer paşalarımız var.

Mesela bir Afyoncu Erhan Paşamız var.

Adam Orgeneral.

Mesela askerliğin a’sından bile anlamayan bir tarihçi olan Afyoncu, bir geceden Paşa yapılarak, Türk Ordusu’nun en stratejik kurumlarından birisi olan Harp Akademilerinin, yani yeni adıyla Milli Savunma Üniversitesi’nin başına getirildi!

Emrinde onlarca gerçek paşa, yüzlerce de kurmay albay var!

Mesela şimdi, Türk ordusunun bir mum gibi eriyip yok olmasına göz yuman, siyasetin kapı kulu olmuş eğim ne tarafaysa işte o tarafa su gibi akan paşalar var!

Mesela şimdi, kendileri Mustafa Kemal gibi bir paşa olamadıkları için; “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diyen genç teğmenlerimize gülerek kıyan paşalarımız var!

Mesela şimdi OYAK gibi önemli bir kurumun başına çöreklenerek, “Öl!” diye emir verdiklerinin emekli maaşlarını düşüren aksakallı paşalarımız var.

İşte bu günlerde yeni bir paşamız daha oldu.

Yaşı sadece 33…

Askerlikle hiçbir alakası yok!

Hiçbir özel eğitimi yok!

Gösterdiği hiçbir üstün başarı yok!

Ekonomik veya stratejik bir nosyonu yok!

Ama adam paşa, hem de Tümgeneral…

MSB’nin bütün parasını ve bütün alım ve satım işlerini işte bu Rize Güneysu’lu Paşa yönetecek.

Yeğen Zikrullah Paşa…

Ne diyelim?

Yeni Paşamız hayırlı olsun.

İLK YORUMU SİZ YAZIN

× Yeni Slow Radyo

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.