Bunları Yazmak Lazım

Yazmayayım diyorum ama yanlışları gördükçe yine de yazmadan edemiyorum… Dilimde tüy bitti deyim yerindeyse Gelibolu’nun sorunlarını yazmaktan, ben bıktım usandım ama değişen bir şey yok… Eski tas eski hamam misali..

Bunları Yazmak Lazım
Son Güncelleme:282 Okuma Whatsapp

Yazmayayım diyorum ama yanlışları gördükçe yine de yazmadan edemiyorum…

Dilimde tüy bitti deyim yerindeyse Gelibolu’nun sorunlarını yazmaktan, ben bıktım usandım ama değişen bir şey yok… Eski tas eski hamam misali ite kaka gidiyor işler…

Gelibolu’nun tek çarşısının trafiğe kapatılmasından çok daha önemli konular dikkate alınmazken oranın ısrarla kapalı tutulması, kapalı tutulmasının yanında bir de tüm giriş noktalarına tabelalar konulmasına rağmen gerekli denetim yapılmadığı için içeride motosikletlerin ve elektrikli bisikletlerin cirit atmasının önüne geçilememesi tam bir fiyasko.

Bende buradan soruyorum, arkadaş oraya koyduğunuz tabelaları süs olsun diye mi koydunuz, o tabelalar konu mankeni mi, madem ki denetleme yapmayacaktınız neden uyarı tabelası koydunuz?

Ey sorumlular, yetkililer, ben ne dersem o olurcular… Bir kural koymuşsunuz ama uygulamıyorsunuz, sizin göreviniz sadece tabelayı oraya astırmak mı? Çarşı da bir sürü dükkanın boş olması bu kararı alanları biraz olsun düşündürmüyorsa, acaba bir yerde yanlış mı yaptık sorusunu kendilerine sordurmuyorsa, yani en doğrusunu ben bilirim kafası devam ediyorsa diyecek fazla da bir şey kalmıyor geriye…

Yiğidi öldür hakkını yeme demişler, boş dükkanlar konusunda tek suçlu tabii ki çarşıyı trafiğe kapatanlar değil, dükkan sahiplerinin de bu konuda kabahati az değil, fahiş paralara kiralanan dükkanlar bir süre sonra iş yapamayınca patır patır kapatılıyorlar…

Bir başka konuda haber merkezimizin birkaç gün önce haberleştirdiği bir konu. Evet haber yapıldı ama bende değinmeden geçemeyeceğim, çünkü nedense bir kez uyarmakla anlamayanlar var, tekrar tekrar yazmak gerekiyor onlar için. Gerçi yine anlamayacaklar ama olsun ben kendime görev bildiğim konuları, gördüğüm yanlışları, eksikleri dile getireyim, en azından içim rahat olsun…

Gelibolu’da belediye tarafından yapılan alt ve üst yapı çalışmalarını herkes görüyor, doğrusunu söylemek gerekirse zaman zaman ortaya güzel şeyler çıkmıyor değil, ileriye dönük yapılan çalışmalar olsun, parke taş döşenen yollar olsun, çiçeklendirmeler olsun, alt yapıya harcanan emek olsun takdire değer işler ama bunları yaparken yapılan yanlışları da görmezden gelemem…

Bilmem dikkatinizi çekiyor mu, Gelibolu’da bir çok noktada özellikle lodos estiğinde kanalizasyon kokusu insanları bezdiriyor. Doksanlı yıllarda Şarköy böyle kanalizasyon sorunu yaşıyordu, her yer kokuyordu şimdi sanki o kokular buraları sardı.

Gözüme çarpan bir başka konu, özellikle parke taş döşenen yolların bitiminde daha doğrusu parça parça yapılan çalışmalar nedeniyle tamamlanmayan ve bir başka bahara bırakılan yollar. Berbat bir şekilde yağışlarda çamurdan, sıcaklarda tozdan geçilmiyor. Bir fabrikanın önünde hiç aciliyeti yokken 50-60 metrelik bir alanın bence gereksiz bir şekilde parke taş yapılması anlaşılır gibi değil. Zaten o bölgenin biraz yakınına geçen yıl parke taş döşenmişti, o zaman neden o kadar bir alan daha devam ettirilmedi de şimdi yapıldı. Bu sorunun cevabını biliyorum, deniliyor ki plan program dahilinde yapılıyor. Tamam madem ki şimdi programınızda neden sadece küçük bir alan parke taş yapıldı da daha ileriye asıl sorunlu kısma uzanılmadı? Şimdi yapılan işlem sadece fabrikanın giriş kısmına özel yapılmış gibi oldu. Oraya gidip bakılırsa bu izlenimimi herkes anlayacaktır.

Gelibolu’nun İstanbul istikametinden giriş noktası olan 26 Kasım Caddesinde aksaklıklar saymakla bitmez. Bir kere Kipa’nın önünde taşlar yerinden çıkmış, bir kısmı yola dökülmüş ama ilçemize gelenlerin ilk gördükleri yerlerden olan bu kısım kaderine terk edilmiş.

Kipa’nın yan arka tarafında Rüyam Oto yıkama isimli bir işyeri var, önünde günlerdir bitirilemeyen bir altyapı çalışması var, bu insanlar oradan ekmek yiyorlar, işleri oto yıkama, halı yıkama ve önlerinde günlerdir süren bir çalışma ve ortalık toz toprak, gerisini siz anlayın artık…

26 Kasım Caddesinin aynı ismi taşıyan sokağına bağlantısı olan kısım bir yıldan fazla zamandır araçların kaza yapmasına yada maddi hasar oluşmasına imkan verecek kadar ciddi bir çukura sahip. Stadyum tarafı ise bir türlü halledilemeyen bir su borusunun kahrını çekiyor ve sürekli olarak kazılıyor.

Döner kavşağa doğru ilerledikçe görüyoruz ki, A-101 marketin önünde daha üç beş ay önce yapılan yaya kaldırımının bitimine doğal olarak engellilerin kullanımı için yapılmış bir rampa var. Yapılmasına yapılmış ama bir engellinin sandalyesi ile sağlıklı bir şekilde bu rampadan inmesi pek mümkün değil. İnmesine iner belki de yağmurlu havalarda havuza, kuru havalarda ise çukura iner, sonra yerden kim kaldırır, akıbeti ne olur onu bilemem?

Şimdi bir kez daha sormak istiyorum, arkadaş bu yaya kaldırımını yapanlar, planlayanlar hiç mi düşünmüyor o rampadan inmenin mümkün olmadığını? Özel bir fabrikanın önüne hiç gerek yokken 50-60 metre taş döşeyeceğinize bu gibi engellilerin, yaşlıların, çocuklu kişilerin kullanacağı rampaların iniş çıkış kısımlarına 2-3 metre taş döşeseniz eliniz de mi kalır?

(Eski site okunma sayısı – 1300)

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.