Son Dakika Haberler

Medine

Medine
Okunma : 26 views Yorum Yap

Mekke’den ayrılışımız daha evvel de söylediğim gibi çok zor gelmişti bana. Ama bir yandan da Medine’yi çok merak ediyordum. Peygamberimizin doğduğu bu toprakları bırakıp hicret ettiği, hatta yaşamının son bulduğu yer nasıl bir yerdi acaba?

Yeni bir yolculuk, yeni bir heyecan, benim için de bir hicret yeri olabilecek miydi Medine? Yaklaşık 6 saat süren bir otobüs yolculuğundan sonra Medine’ye varabildik. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim, otobüsler bizim ülkemizde kullanılan 20-30 sene evvel ki otobüslerden, şoförler ise neredeyse kelle koltukta kullanıyor araçları, kaldı ki Arabistan’da müeyyideler çok ağır.

Medine, yemyeşil ağaçlarıyla ve çok bunaltmayan sıcağıyla karşıladı bizi, Mekke’den sonra Medeni bir şehre geldiğimizi hissettirmek istercesine.

Otelimiz ve odamız, Mescidi Münevvere’nin tam karşısındaydı. Peygamberimizin yattığı yerle karşılıklıydı. Mescidi Münevvere’nin hemen yanında kadınların girmesi uygun görülmeyen Cennetül Baki Mezarlığı uzanıyordu.

Pırıl pırıl mermerden bir avlu, devasa şemsiyeler, ihtişamlı kapılar ilk göze çarpanlar. Peygamberimiz’in yattığı yerin tam karşısında olduğunu görünce odamızın, Allah’ım sen beni burada komşu yaptın efendimize, diğer dünyada da komşu yap diye dua ederken buldum kendimi, gözyaşları içerisinde.

Daha gelir gelmez ikramlamaya başlamıştı bizi tüm güzellikleriyle Medine. Vakit namazlarını herkes Mescidi Münevvere’de kılıyor. İlk girdiğimde camiye yine müthiş ihtişamı görüyorum. Bir yandan gönlüm biraz da rahatsız. Acaba Peygamberimiz yaşasaydı yattığı yerin bu kadar lüks olmasını ister miydi diye düşünmeden de kendimi alamıyorum.

Kadınlar burada da yine erkekler kadar şanslı değil. Peygamber efendimizin mezarını göremiyor ve ancak kadınlara belli zamanlarda açılıyor efendimizin kabri. Dolayısıyla da kadınların tarafında müthiş bir izdiham yaşanıyor. Herkes bir yarışta, her ülkeden gelen tüm kadınlar.

İlk girdiğimizde Ravzai Mutahhara’ya (Peygamberimizin yanında namaz kılınan, yeşil halının bulunduğu yer) hiç zorlanmadım çok şükür. Arkamdan bir ses, Betül yeşil halı’ya geldin, namazını kılabilirsin dedi. 2 Rekat namaz kılmaya izin veriyorlar burada yoğunluktan dolayı kadınlara. Zaten arap bayan görevliler hemen ikaz ediyor, fazla kalanları bu halı üzerinde.

Namazımı kıldım, sanki bir yer daha açıldı önümde. Bir namaz daha kıldım ve hemen başkalarına yerimi bıraktım. Çok güzeldi huzurda olabilmek, binbir çeşit insanla. Orada bu bilinç gelişiyor. Ben, sen yok. Dil, ırk, ülke yok. Birlik var, biz var.

Medine de ibadet Mekke’deki kadar yoğun değil. Dolayısıyla insanlar Bin Davut denilen yerlerden alışveriş yapıyorlar sevdiklerine. Ama çoğu Türk malı ve Çin malı oralarda bulunan ürünlerin. Yani uyanık Araplar, bize bizim malımızı satıyorlar.

10 gün boyunca bol bol turistik geziler yaptık Medine’de. Bir akşam caminin avlusunda kadınlar namaz vaktini bekliyoruz. Bir kadın, kızınla koşarak namaza yetişmek için geldi saf tuttu. Ben onların koşuşturmasını görünce, inşallah memlekete dönünce de böyle vakiti kaçırmamak için özen gösteririz dedim.

Bir anda önümde oturan bir genç hanım dönüp bana gülümsedi. Ben de ona sen İran’lı değil misin, üzerindeki çarşaftan dolayı ben seni İran’lı zannettim dedim. İranlıyam dedi, şivesi biraz karışık.

E peki Türkçe’yi biliyorsun, nasıl oluyor dedim? Dizilerden diye cevabını verdi. Meğer Türk dizileri izleyerek Türkçe’yi çözmüşler. Sonrasında İran ile ilgili merak ettiklerimi sordum Fatıma’ya. Çok güzel uzun bir muhabbet ettik, telefon numaramı aldı, adresimi verdim kendisine. Türkiye’ye geldikten sonra da beni aradı, davet etti İran’a da. İşte tüm güzellikleri görmek isteyince Yaradan öyle güzellerle, güzelliklerle buluşturuyor ki yarattığını.

Medine’den ayrılmak da en az Mekke’den ayrılmak kadar zor oldu. Medine yumuşaklığıyla sarıp sarmalıyor tüm gelen misafirleri. Ensar hala aynı ensar çünkü. Ülkemize dönüş vakti geldiğinde çok buruktuk hepimiz. Bir daha gelir miydik buralara bilinmez ama ömür varsa niyet ettik hepimiz yeniden bu güzellikleri yaşamaya.

Uçağımız, Kızıldeniz üzerinden Antalya semalarına vardığında ise, Allah’ım iyi ki beni bu topraklarda var etmişsin, benim memleketim gibisi yok derken buldum kendimi. Hakikaten bizim ülkemiz bir başka güzel, her şeyiyle, yiyeceğiyle, içeceğiyle, insanıyla, tüm güzellikleriyle.

Şükürler olsun bu vatanın evladı olmamı sağlayan güzeller güzeline. 21 günlük manevi bir huzur sağlayan, farkındalığımızı arttıran bu muhteşem deneyimi yaşatan Rabbime inanın nasıl dua edeceğimi bilemiyorum. Bu lütufun değeri, kıymeti hiç bir şeyle ölçülemez.

Son olarak, Ramazan ayına girdiğimiz şu günlerde hepimize idrak etme yetimizin arttığı, dualarımızın ve ibadetlerimizin kabul olduğu, her an huzurda olduğumuzun farkında olduğumuz bir ay diliyorum..

Sevgilerimle..